WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

***Wep Arısı Arı Bir Sitedir. Wep Arısı Gerçek Düşünçeyi Yansıtan Sitedir***


HUNEYN SAVASI

Paylaş
avatar
Beautiful

Mesaj Sayısı : 151
Points : 30668
Reputation : 7
Kayıt tarihi : 07/12/12
Yaş : 38

HUNEYN SAVASI

Mesaj tarafından Beautiful Bir C.tesi 01 Haz. 2013, 03:30


HUNEYN SAVASI




(Sevval, 8. H/630 M.)

Mekke'nin fethinden sonra Müslümanlarla Havazin Müsrikleri
arasinda meydana gelen savas.

Rasûlüllah (s.a.s) Mekke'nin fethi için Medine'den
ayrildigi zaman, nereye gidecegini açiklamamisti. Rasûlüllah'in
Havazin kabilesi kendi üzerlerine gelebilecegi endisesiyle savas
hazirliklari yapmisti. Müslümanlar Mekke üzerine yürüyüp
orayi fethedince, Havazin kabilesi artik siranin kendilerine geldigini anladilar
ve savas hazirliklarini tamamlayip kendilerinin saldirmalarinin daha uygun
olacagini hesapladilar. Rasûlüllah bütün Arabistan'i tevhid
bayragi altinda birlestirmek kararinda oldugu için, müslümanlarla
müsriklerin er veya geç çatismalari kaçinilmazdi.

Havazinliler; Taifli Sakifogullari ve diger müsrik Arap kabileleri ile
ittifak kurarak kisa bir zaman içinde yirmibin kisilik bir ordu
hazirlamislardi. Havazinlilerin lideri Mâlik bin Avf, bu savasin bir ölüm
kalim savasi oldugunun farkinda idi. Askerlerinin bütün güçleriyle
savasmasini saglamak için kabilesinin bütün çocuklarini,
kadinlarini ve mallarini birlikte getirmisti. Bu hareketiyle, bir yenilginin
onlar için top yekûn yok olma anlami tasiyacagini herkese anlatmak
istiyordu.

Rasûlüllah (s.a.s), müsrik kabilelerin bu ittifaklarini ve
savas hazirliklarini haber alir almaz derhal savas hazirliklarina basladi.
Hazirliklari süratle tamamladiktan sonra 12.III kisilik bir orduyla
Mekke'den çikti. Islâm ordusunun dörtbini Ensardan, bini
Muhacirlerden, besbini müslüman olan Arap kabilelerinden, ikibini de
Mekkelilerden olusuyordu. Hatta Seksen kadar Mekkeli müsrik de onlarla
birlikte idi. Müsriklerin baslica amaci, galibiyet halinde ganimetten pay
almak ve müslümanlarin durumlarini görmekti.

Islâm ordusu muntazam bir yürüyüsle Huneyn civarina
geldi. Islâm ordusunun böylesine büyük bir kuvvetle savasa çikmasi
müslüman savasçilar üzerinde son derece büyük
bir etki uyandirdi. Hatta içlerinden bazilari isi kibir noktasina kadar götürerek
böyle büyük bir ordunun asla yenilemeyecegini düsündüler.
Bunu Rasûlüllah'a açikça söyleyenler bile oldu.
Rasûl aleyhisselam bu sözlerden hiç hoslanmadi. Çünkü,
ordu ne kadar büyük ve kuvvetli olursa olsun, gurur ve ihmal yüzünden
darma dagin olabilirdi. Müslümanlari simdiye kadar zafere ulastiran
sayilari ve kuvvetleri degil, Allah'a olan imanlari ve Allah'in yardimi idi.
Bunu unutmak, kulluk bilincinin zedelenmesine ve her zaman felâketlere
neden olmustu.

Mâlik bin Avf, ordusuyla Huneyn'e daha önce gelmisti. Huneyn,
Mekke ile Tâif arasinda, Tihame bölgesinde birçok inisli çikisli,
dar geçitleri ve gizli yollari olan genis bir vâdidir. Mâlik,
vadinin dogal durumundan yararlanarak ordusunu pusuya yatirdi.

Rasûlüllah Huneyn civarina gelince bir yoklama yaparak Islâm
ordusuna savas düzeni aldirdi. Ögütler vererek çarpismaya
tesvik etti; sadakat ve baglilik gösterirler, güçlüklere gögüs
gererek dayanirlarsa zafere ulasacaklarini müjdeledi.

Islâm ordusunun öncü süvârî birliginin
kumandani Halid b. Velid idi. Ordu Huneyn vadisine dogru hareket etti. Halid b.
Velid gururlu bir sekilde, düsmanin pusu kurmasi ihtimalini hiç
hesaplamaksizin düsmanin isgal ettigi tahmin edilen yere dogru ilerledi.
Fakat hiç ummadiklari bir anda müthis bir saldiriya ugradilar.
Askerler ne yapacaklarini sasirdilar. Bu ani ve amansiz saldiri, Halid b.
Velid'in komuta ettigi Süleymogullari atlilari arasinda büyük bir
bozguna yol açti. Geriye dönüp hizla kaçmaya basladilar.
Korku ve panik bir anda asil ordu içinde de yayildi. Ordu saskin bir
vaziyette kaçismaya basladi.

Yirmi yildir çetin mücadelelerle elde edilen parlak sonuç,
simdi, bu sabahin alaca karanliginda bir anda sönüp gidecek miydi?
Hayir. Allah, Rasûlünü birakmaz, dünya yine sirkin
karanligina dönemez, tevhid dini sönmezdi. Ufuktan günes
dogmadan, sabahin alaca karanliginda, Islâm'in günesi batamazdi.
Yalniz Allah'in emir buyurdugu üzere sabretmek, dayanmak gerekiyordu.

Rasûlüllah da öyle yapti. Yaninda sadece Hz. Ali, Hz. Abbas,
amcasi Haris'in oglu, Ebu Süfyan ve iki oglu (ki birisi ilk anda sehid
olmustur) Fazl ibn Abbas, Eymen ibn Ubeyd (Rasûlüllah'in azadlisi Ümmü
Eymen'in oglu) ve Üsame Ibn Zeyd'den olusan sekiz kisi kalmisti. Buna
ragmen büyük bir kahramanlik ve dayanaklilik örnegi göstererek
yaninda kalan bir avuç müslümanla birlikte savasa koyuldu. Hz.
Abbas, Rasûlüllah (s.a.s)'e bir zarar gelmemesi için atinin
dizgininden tutmus, çevrelerini saran düsmani yarmaya çalisiyordu.

Bu arada, bazi Mekkeliler müslümanlarin dagilisini görünce,
sevinç duygularini gizlemeye bile gerek görmeden kalblerinde
bulunani dile getiriyorlardi. Çantasinda tasidigi fal oklariyla savasa
gelen Ebu Süfyan b. Harb, "artik onlarin bu bozgunlari denize
varincaya kadar sürer. Andolsun ki Havazinliler onlari yener" derken,
Safvan b. Ümeyye'nin sözde müslüman olan kardesi Kelede, "Muhammed
ile ashabinin bozguna ugradiklarim müjdelerim; artik bugün sihir
bozuldu" diyordu. Uhud'da öldürülen Kureys'in sancaktari
Osman ibn Ebi Talha'nin oglu Seybe ise, "Bugün Muhammed'den intikam
aliyorum" diye bagiriyor, firsattan istifade ederek Rasûl aleyhisselâmi
öldürmenin yollarim ariyordu.

Savasin kargasasi içinde Rasûlüllah vadinin sag tarafina
dogru çekildi. Câbir'den yapilan bir rivâyete göre Rasûlüllah
(s.a.s) kaçisan müslümanlara, "Nereye gidiyorsunuz ey
insanlar! Ben Rasûlüllahim, Ben Muhammed b. Abdullah'im" diye
sesleniyordu. Fakat develer birbirine giriyor, insanlar alabildigine kaçisiyordu.
Bunun üzerine Rasûl aleyhisselâm yanindaki Hz. Abbas'tan müslümanlari
çagirmasini istedi. Hz. Abbas yüksek sesle "Ey Akabe'de biat
eden Ensar, gelin! Ey Ridvan agaci altinda bey'at edip söz veren
Muhacirler, dönün! Muhammed buradadir! Nereye gidiyorsunuz?" diye
bagirmaya basladi. Bu çagriyi duyanlar "lebbeyk" diyerek kosup
Rasûlüllah'in çevresinde toplanmaya basladilar.

Rasûlüllah (s.a.s), çevresinde toplanan müslümanlari
muntazam bir birlik haline getirerek düsmana karsi saldiriya geçti. Çarpismanin
olaganüstü bir siddet kazandigi sirada "Iste ocak simdi kizisti"
buyuran Rasûlüllah, yerden bir avuç toprak alip düsmanlarin
üzerine firlatti.

Çarpisma siddetle sürerken Hz. Ali büyük bir fedâkarlik
ve teslimiyet örnegi göstererek Havazin kabilesinin sancaktarini öldürmeye
muvaffak oldu. Bu olay müslümanlarin savas güç ve
isteklerini bir kat daha artirdi. Savas öylesine siddet kazanmisti ki, düsman
bu kesin taarruza karsi koyamayarak hezimete ugradi ve kaçmaya basladi.

Allah'in yardimi bir kere daha yetismisti. Allah müslümanlari
sinamis, bir anlik gafletlerinin sonucunu onlara aci bir sekilde göstermisti.
Bu savastan sonra nazil olan bir âyette bu durum söyle dile
getirilmektedir: "Andolsun ki. Allah size birçok yerlerde ve çoklugunuzun
sizi böbürlendirdigi fakat bir faydasi olmadigi, yeryüzünün
genis olmasina ragmen size dar gelip de bozularak arkanizi döndügünüz
Huneyn gününde yardim etmisti" (et-Tevbe, 9/25).

Rasûlüllah (s.a.s) düsmanin kaçmaya basladigini görür
görmez derhal takip edilmesini emir buyurdu. Düsman gayet siddetli bir
sekilde takip edilmeyle baslandi. Havazin kabilesi reisi Mâlik bin Avf
yaninda az bir kuvvet oldugu halde yüksek bir tepe üzerinden ordusunun
geri çekilmesini himaye etmeye çalisti. Fakat ordu ile birlikte
getirdigi kadin ve çocuklari savunma basarisini gösteremedi.

Bu savasta müslümanlar düsmandan çok sayida esir ve
ganimet elde ettiler. Savasta öldürülmüs olanlarin miktari
sayildiginda Islâm ordusunun bes sehid, düsman ordusunun ise yetmis
kayip verdigi anlasildi.

Düsman ordusu daginik biçimde ve degisik yönlerde geri çekildigi
için birçok kollara ayrildi. Bir kismi Mâlik bin Avf
komutasinda olduklari halde Mekke-Taif yolunu izleyerek Taif kalesine, bir kismi
Batn-i Nahle'ye, bir kismi da Evtâs taraflarina gittiler.

Rasûlüllah Evtâs yönünde kaçanlari izlemek
üzere bir birlik görevlendirdi. Bu birlik düsmana Mekke'nin kuzey
dogusunda bulunan Evtâs'a vardi. Aralarinda son derece kanli bir savas
oldu. Hatta savas sirasinda müslüman birligin komutani Ebu Amr sehid
oldu. Fakat onun yerine geçen kardesi Ebu Mûsâ el-Es'arî
düsman kesin bir yenilgiye ugratti.

Rasûlüllah (s.a.s) bu zaferden son derece büyük bir
memnunluk duydu. Elde edilen ganimeti münasib bir zamanda müslüman
savasçilar arasinda taksim etmek üzere bir sahabenin muhafazasina
birakan Taif` kalesine siginan düsmani takiben Taif'e dogru hareket etti.
Huneyn savasiyla Arap yarimadasinin Sirkten temizlenmesi ve tevhidin hakim
kilinmasi yolunda önemli bir adim daha atilmis oluyordu .

Kaynak: Islam tarihi

    Forum Saati Salı 19 Haz. 2018, 02:28