WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

***Wep Arısı Arı Bir Sitedir. Wep Arısı Gerçek Düşünçeyi Yansıtan Sitedir***


HENDEK SAVASI

Paylaş
avatar
Beautiful

Mesaj Sayısı : 151
Points : 30668
Reputation : 7
Kayıt tarihi : 07/12/12
Yaş : 38

HENDEK SAVASI

Mesaj tarafından Beautiful Bir C.tesi 01 Haz. 2013, 03:20


HENDEK SAVASI




Hz. Peygamber (s.a.s)'in müsriklerle yaptigi büyük ve en önemli
savaslarindan birisi. Uhud savasindan iki yil sonra, Hicret'in besinci yilinin
sevval ayinda (23 subat 627) Medine'nin kuzeyinde cereyan etmistir.

Kureys müsrikleri Uhud savasinda basarili olmuslardi ama müslümanlarin
gücünü kiramamislardi. Tam tersine müslümanlar
Medine'deki birlik ve beraberliklerini saglamlastirmis, askeri bakimdan daha güçlü
bir duruma gelmislerdi. Medine'de sürekli problem çikaran Yahudi
Benu Nadir kabilesi sürülmüs; doguda Zatu'r-Rika, kuzeyde Dumetü'l-Cendele
yapilan seferler kesin zaferle sonuçlanmis, müslümanlarin gücü
ve etkinligi gün geçtikçe daha da büyümüstü.
Bunun sonucu olarak Mekke müsriklerinin Misir, Suriye ve Irak yönündeki
kervan yollari tamamen kapatilmisti.

Müslümanlarin bölgeye hakim bir güç olmaya
baslamasi Islâma katilanlarin sayisini hizla artirmis, geçen zaman,
müslümanlarin sosyal hayatlarini düzenleme ve yerlestirme yolunda
önemli adimlar atmasina firsat tanimisti. Islâm'in bu gözle görülür
güçlenisi karsisinda müslümanlarin baslica düsmanlarindan
olan yahudiler, düsmanca faaliyetlerine hiz verdiler. Özellikle
Medine'den sürülen Benu Nadir kabilesi bütün çevrede
Islâm aleyhinde sürekli propaganda yapiyor, Islâm'in güçlenmesini
önlemek için müslümanlara kesin bir darbe vurmanin
yollarini ariyordu. Bu çalismalari sonuçsuz kalmamis, yahudiler
aralarinda görüs birligi saglanarak Kureys ve diger müsrik
kabilelerle birlesmenin yollari aranmaya baslamisti.

Yahudilerden olusan bir heyet Mekke'ye gelerek kiskirtici çalismalardan
sonra Kureys'e ortak düsmanlari olan müslümanlara birlikte
saldirmayi Rasûl Aleyhisselâm'i ve Islâm'i ortadan kaldirmayi
teklif ettiler. Ticaret yollarinin kesilmesiyle ekonomik bir çikmaza düsen
ve içlerinde hala Bedir'in acisini tasiyan müsrikler bu teklifi
olumlu karsiladi (Taberî, Tarihu't-Taberi, Misir,1961, II, 564-5). Yahudi
heyeti ve Kureys'ten seçilen elli adam Kâbe örtüsünün
altina girip gögüslerini kâbe duvarina dayayarak tek baslarina
kalincaya kadar müslümanlarla savasmaya yemin ettiler. Artik tek düsünceleri
vardi. Bu savasi mutlaka basarmak ve Islam'i ebediyyen yok etmek (Ibnü'l-Hisâm,
es-Siretü'n-Nebeviyye, Beyrut, 14I7/1987, II, 254, 255).

Yahudiler Kureys'le anlastiktan sonra Necid'e giderek Benu Süleym ve
Gatafan kabilelerini de bu ittifaka dahil etmeye çalistilar. Gatafan
kabilesini Hayber'in bir yillik hurmasinin yarisi karsiliginda müslümanlara
karsi savasmaya razi ettiler. Arkasindan diger Arap kabilelerini dolasarak
putperestligin Islam'dan üstün oldugunu, fakat müslümanlarla
savasilmadigi takdirde putperestligin sonunun yaklastigi propagandasiyla savasa
kiskirttilar. Bu çalismalari sonunda Fezare, Süleym, Sa'd ve
Esedogullari kabileleri de ittifaka dahil oldu (Taberî, a.g.e., II, 566).

Savas hazirliklarina baslayan Kureys, üçyüz at, bin besyüz
devenin bulundugu dörtbin kisilik bir ordu donatti. Buna Yahudi ve diger
Arap kabilelerinin kuvvetleri de eklenince yaklasik onbin kisilik bir ordu
meydana geldi. Bu büyük ordu Islâm'a son ve öldürücü
darbeyi vurmâk, Allah'in nurunu bogmak niyet ve umuduyla Medine'ye yöneldi.
Arap yarimadasi belki de o güne kadar böyle büyük bir orduya
sahit olmamisti (Ibn Hisam, es-Siretit'n-Nebeviyye, Misir, 1375/1955, II, 214,
216, 22I):

Râsulullah (s.a.s) müttefiklerin girisimini haber alir almaz
derhal bir savas meclisi topladi. Mecliste düsmana karsi ne gibi tedbirler
alinmasi, nasil bir savas taktigi izlenmesi gerektigi konusunda istisare edildi.
Ashâbin çogunlugu Medine'yi içerden savunmanin uygun olacagi
görüsünde idi. Bu görüs benimsendikten sonra Selman-i
Farisî hazretleri, "bizde bir sehir üstün kuwetlerle
kusatildigi zâman daima çevresine bir hendek kazilir ve sehir bu
sekilde savunulur" seklinde görüs bildirince Rasûl
aleyhisselam bunu uygun görerek savunma planinin bu dogrultuda
hazirlanmasini emretti. Vakidî'nin Hendek Savasi sirasinda Rasûlullah'in
Kureys lideri Ebû Süfyan'a yazdigim söyledigi bir mektuba göre
ise, sehrin çevresine hendek kazilmasini dogrudan dogruya sani yüce
Allah, Rasûlüne ilham etmistir. Düsmanin gelecegi yöne
kazilacak hendekle sehrin korumasi esas olmakla birlikte Selmân-i Farisî'nin
teklifi içinde Medine'yi çevreleyen binalar arasina kapatmak da
vardi, zaten sehrin diger tarafi dag ve hurmaliklarla çevrili idi (Ibn
Hisam, a.g.e., II, 255).

Rasûlullah, vakit kaybetmeden, ileri gelen sahabîlerle birlikte
kesfe çikarak hendek kazilmasi gereken yerleri tesbit etti. Düsmanin
saldirisina açik bulunan yerlerin tesbitinden sonra bütün müslümanlar
toplanarak hendek kazma çalismalarina basladilar. Medine'deki bütün
araçlar toplandigi halde yine de birçok müslüman araçsiz
kalmisti. Bunun üzerine Rasûlullah, müslümanlarla anlasmali
bulunan Benu Kurayza kabilesinden ödünç aletler aldirdi.

Basta Rasûl aleyhisselam olmak üzere bütün müslümanlar
canla basla çalisiyorlardi. Mevsim kis oldugu için çalismak
oldukça güç ve yorucuydu. Buna ragmen müslümanlar büyük
bir coskuyla çalisiyor, hep bir agizdan "bizler ömrümüz
oldukça Muhammed'le birlikte savasa devam etmek üzere bey'ât
etmisizdir" anlaminda misralar okuyorlardi. Hendek kazarken Hz. Peygamberin
birçok mucizesinin geldigini yine Islâm tarihçileri
nakletmektedirler (Ibn Hisam, a. g. e., II, 217, 219).

Rasûlullah da coskuyla çalisan arkadaslari ile birlikte toprak
kaziyor, tasiyor, onlarla bir agizdan su anlamdaki beyitleri okuyordu: "Allah'in
lütfu ve hidayeti olmasaydi biz ne hidayete erer, ne sadakalar verir, ne de
ibadet ederdik. Ya Rab! Bizi huzur ve sükuna erdir. Düsmanla
karsilasirsak bize sebat ve metanet ver. Bize saldiranlar fitne çikararak
fesat pesinde kosuyorlar. Biz ise onlara karsi koyuyoruz." Münafiklar
ise bu isi agirdan aliyor ve çesitli bahanelerle çalismamak
istiyorlardi (Ibn Hisam a.g.e., II, 216; Taberî, a.g.e., II, 566, 567).

Bu sekilde iki hafta boyunca süren gayret sonunda Medine çevresinin
gerekli yerleri hendeklerle kusatilmis, hendeklerden çikan topraklar iç
tarafa yigilarak siperler olusturulmustu.

Hendek kazma çalismalari biter bitmez Rasûl aleyhisselam
savasabilecek durumdaki bütün müslümanlari topladi. Müslüman
mücahitlerin sayisi üçbindi ve otuz alti da at vardi. Müslüman
savasçilar gruplar halinde siperler gerisine yerlestirildi. Bu sirada Ebû
Süfyan komutasindaki ordu Medine'nin Batisindan, Necid kabileleri de
Dogudan Medine önlerine geldiler.

Kureys ordusu Medine'nin kuzeyinden dolasarak Uhud dagi civarina geldi.
Ortaligi bos görünce evvelce Uhud savasinda aldiklari mevkiye dogru
yaklastilar. Burada diger kuvvetlerle birleserek Uhud-Medine yolu üzerinde
ilerlemeye basladilar. Bir müddet sonra Rasûlullah'in hendekler
gerisinde görülen çadirlari karsisina geldiler ve onun
karsisinda yer aldilar (Taberî, a.g.e., II, 57I).

Müsrikler çevrede müslümanlari görmeyince hizla
Medine üzerine atildilar. Fakat müslümanlar tarafindan kazilan
hendeklere gelir gelmez ne yapacaklarini sasirdilar. O zamanlar böylesi
istihkamlar insa etmek Araplar tarafindan bilinmiyordu. Rasûlullah'in bu
degisik savunma yöntemi müsrikleri hayret ve saskinlik içinde
birakti. Içerlerinde bazilari atlarini hendekler boyu sürerek bir geçit
aradilar. Fakat hendek gayet derin kazilmis oldugu için geçmeyi
basaramadilar. Bu arada hendek gerisinde siperlenen müslümanlar düsmani
ok ve tas yagmuruna tuttular. Düsman süvarileri de bu sekilde karsilik
vermek zorunda kaldilar. Müsrikler bir aya yakin bir süre hendek
gerisinde kaldilar. Iki taraf arasinda herhangi bir savas olmadi. Bir kaçi
mübareze ve karsilikli ok atmaktan baska ciddi bir hareket olmadi (Taberî,
a.g.e., II, 572).

Müslümanlar arada sirada taarruz eden düsmani bu sekilde
karsilayarak savunma süresini uzatiyorlardi. Fakat bu sirada müslümanlarla
anlasma içindeki Benu Kurayza kabilesinin anlasmayi bozarak geceleyin
Medine üzerinde baskin yapmak için hazirlandiklari söylentisi
yayildi. Bu haber müttelik ordulara göre oldukça zayif olan müslümanlar
arasinda büyük bir endiseye neden oldu. Rasûl aleyhisselam
durumun açikliga kavusturulmasi için Kurayza kabilesine birisini gönderdi.
Benu Kurayza kabilesinin reisi Kaab b. Esed'in Benu Nâdir kabilesi reisi
Nayy b. Ahtab tarafindan kandirilmis oldugu ve Kurayzalilarin gerçekten
anlasmayi bozmus olduklari anlasildi. Kurayza kabilesi ile Evs kabilesi arasinda
dostluk bulundugu için Evs'in lideri Sa'd b. Muaz ve bazi Evs ileri
gelenleri özel olarak Benu Kurayza kabilesine gönderildi ise de olumlu
bir sonuç alinamadi.

Kur'ân düsmanin gelisini ve durumun vehametini söyle dile
getirir:

"Onlar size yukarinizdan ve asaginizdan gelmislerdi. Gözler dönmüs,
yürekler agizlara gelmisti. Allah için çesitli tahminlerde
bulunuyordunuz" (el-Ahzab, 33/1I). Rasûlullah zaman geçirmeden
ortaya çikan yeni duruma uygun tertibati aldi. Müslümanlara
hitaben, "emin olunki bunun sonu hayirlidir. Müslümanlarin yegane
koruyucusu Allah'tir" buyurarak müslümanlara güven verdi.
Sehir içinde ve savunma hatti çerçevesinde güvenlik önlemleri
bir kat daha artirildi. Geceleri düsmanin ani bir baskin yapmasini önlemek
amaciyla devriye kollari çikarilmaya baslandi.

Gece basar basmaz bütün devriye görevlileri görev
yerlerine dagiliyor, Rasûlullah ise savunma hattinin en zayif noktasinda
bekliyordu. Geceleri çok soguk oldugu için savasin zorluklari
kendisini daha agir biçimde hissettiriyordu. Bununla birlikte Müslümanlar
inançla ve sabirla görevlerini yerine getiriyorlardi.

Bu arada münafiklar da bos durmuyor bir takim tesvikler ve aldatici sözlerle
imani zayif kimseleri kandirmaya çalisiyorlardi. Nitekim Kur'ân bu
duruma "Iki yüzlüler ve kalplerinde hastalik olanlar" Allah
ve Rasûlü size sadece kuru vaadlerde bulundu" diyorlardi
(el-Ahzab, 33/12). Ayetiyle isaret etmektedir.

Kusatma onbes günden fazla sürdügü halde müsrikler
hiçbir sonuç alma basarisini gösteremediler. Muhasaranin
devami sabahlara kadar siperlerde bekleyen müslümanlari oldukça
kötü etkiliyordu. Sehrin disariyla bütün baglarinin
kestirilmis olmasi yiyecek sikintisinin baslanmasina neden oldu. Münafiklar
bundan da güç alarak yersiz konusmalarini çogalttilar.
Eskiden beri meydan savaslarina alismis olan müslümanlar düsman
karsisindâ hiçbir sey yapmadan beklemekten sikilmaya baslamislardi.
Mevsimin siddeti bu durumu daha da etkiliyordu. Özellikle geceleri çikan
sogukta devriye görevini yapanlar fazlasiyla muzdarip olmaya basladilar.
Hatta hayvanlarina yedirecek birsey bulamaz hale geldiler. Müslümanlarin
direnci yavas yavas kirilmaya yüz tutmustu. Kur'ânin deyimiyle "Iste
orada mü'minler denenmis ve çok siddetli sarsintiya ugramislardi"
(el-Ahzab, 33/11).

Durumun vehameti karsisinda Hz. Peygamber, Müsriklerin birligini
bozabilmek için bir ara Gatafanlilarin reisleri Uyeyne b. Hisn b. Huzeyfe
ve el-Haris b. Avf b. Ebi harise el-Murriye haber göndererek dönüp
gitmeleri karsiliginda Medine hurmalarinin üçte birini onlara vermek
üzere anlasmak istediyse de (hatta anlasma metni bile hazirlanirken) Sa'd
b. Mu'az ve Sa'd b. Ubâde ile istisaresi sonucu bu fikirden vazgeçti
(Ibn Hisam, a.g.e., II, 223; Taberî, a.g.e., II, 572-3).

Diger yandan düsman ordusu baskisini giderek arttiriyordu. Degisik yönlerden
pespese saldirilarda bulunuluyor, hendegi asamayarak çaresiz geri dönüyordu.
Muhasaranin olaganüstü siddet kazandigi bir sirada müsrikler ne
pahasina olursa olsun hendegi asmaya karar verdiler. Savasçiliktaki büyük
ustaligi ve Kahramanligiyla söhret kazanmis olan Amr b. Abdived ile Ikrime
b. Ebû Cehl, Nevfel b. Abdullah, Dirar b. Hattab, Hübeyre b. Ebî
Vehb hendegi geçmek üzere ileriye gönderildi. Ebû Süfyan
ve Halid b. Velid de onun arkasindan genel bir saldiri için kuvvetlerini
ileriye dogru hareket ettirdiler. Amr ve yanindakiler binbir güçlükle
de olsa hendegi asmayi basardilar.

Amr b. Abdived atini ileriye sürerek müslümanlari kendisiyle
savasacak bir savasçi taleb etti. Amr birçok savaslarda bulunmus,
yigitlik ve gözüpekligi sayesinde birçok birlikleri dagitmis
gayet usta bir silahsor, çevik bir süvari oldugundan, onunla dövüsmeye
kimse cesaret edemezdi. Nitekim müslümanlardan da kimse onun istegine
cevap veremedi.

Bu durumu gören Hz. Ali, Amr'a karsi çikmak için izin
istedi. Fakat Rasûlullah izin vermedi. Amr tekrar ileriye atilarak müslümanlara
hitaben; "Içinizden kahramanlik meydanina çikacak kimse yok
mu? Hani ölenlerinizin gidecegini söylediginiz Cennet?" diye
bagirdi. Müslümanlardan yine ses çikmayinca Hz. Ali ikinci defa
izin istedi. Rasulullah kendi zirhini çikarip Ali'ye giydirdi, beline zülfikâr'i
takti ve ellerini açarak "Ya Rabb amcam Übeyd Bedirde; Hamza
Uhudda sehid oldular bu Ali ise kardesimdir ve amcamin ogludur. Onu koru, beni
kimsesiz birakma. Sen Varislerin en hayirlisisin" diye dua ederek ugurladi.

Amr'in karsisina çikan Hz. Ali kendisini tanitti. Amr, Ali'nin gençligini
ve babasiyla olan dostlugunu ileri sürerek onunla savasmak istemedi. Hz.
Ali ise kendisiyle savasmayi ve onu öldürmeyi arzuladigini bildirdi.
Kendisinin savasa çikanlarin üç tekliflerinden birini kabul
ettigini duydugunu; eger öyleyse, üç teklifi oldugunu söyledi.
Ya müslüman olmasini, ya savasi birakip gitmesini, yada kendisiyle dövüsmesini
teklif etti. Ilk ikisini reddeden Amr dövüsmeyi seçti.

Ilk saldiri Amr'dan geldi. Vurdugu kiliç darbesi Ali'nin kalkanini
parçalayarak basindan yaralanmasina neden oldu. Sira kendisine geldiginde
Ali indirdigi darbe ile Amr'i cansiz yere yuvarladi. Müslümanlar sevinçle
tekbir getirirken müsrikler büyük bir hayal kirikligina
ugradilar.

Hz. Ali Amr'in isini bitirince Dirar ile Hübeyre Ali'nin üzerine yürüdüler.
Dirar Hz. Ali'nin yüzüne bakar bakmaz dönüp kaçmaya
basladi. Sonradan Dirar, "ölüm melegi surete bürünmüs
bana görünmüstü," diyecektir, bu kaçis hakkinda.
Çarpismaya yeltenen Hübeyre de Ali'nin bir kiliç vurusu ile
zirhi delinince kurtulusu kaçmakta buldu, (Ibn Hisam, a.g.e., II.
224-225).

Hz. Ömer, kaçan kardesi Dirar'in pesinden, Zübeyr b. Avvam
da Hübeyr'in arkasindan kostular. Bu sirada Nevfel b. Abdullah hendege düsmüs,
yaralanmisti. Müslümanlar onu tasa tuttular. Fakat Ali onlari
durdurdu, hendege inerek boynu kirilmis Nevfel'in kafasini uçurdu.

Bu kötü sonuç karsisinda Ebû Süfyan çaresiz
ordugahina döndü.

Ertesi günü Benu Kurayza Kabilesi de düsman ordusuna katildi.
Müttefikler böylece kuvvet kazaninca bir kat daha cesaretlenerek
saldirilarini siklastirmaya, tazyiklerini arttirmaya basladilar. Ok ve tas
muharebeleri aksama kadar sürüp gitti. Karanlik basinca müsrikler
ordugahlarina çekildiler. Genel bir saldiri düsüncesi müslümanlar
arasindaki endiseyi bir kat daha artirdi.

Bu arada savasin yönünü degistirecek önemli bir olay
oldu. Düsman saflarinda iken müslüman olan Nuaym b. Mes'ud
es-Sakafî gizlice Rasulullah'in ordusuna katildi. Durumun kötülügünü
gören Nuaym, müttefiklerle Benu Kurayza Kabilesinin arasini bozmak için
iyi bir vesile oldu. Hz. Peygamber ona Benu Kurayza ile müsriklerin arasini
açmasi için talimat verdi. Islâma girdigi bilinmedigi için
rahatça Benu Kurayza lideri Kaab b. Esed'in yanina gitti. Kaab'in yaninda
daha baska Yahudi liderleri de bulunuyordu. Onlara yahudilere bir iyilik etmek
istegimi söyleyerek Kureys ve Gatafan kabilelerinin artik savastan
usandigindan söz etti "hatta daha fazla zahmet çekecek
olurlarsa sizi birakip gidecekler. O zaman siz Islâm ordusuna karsi
koyamazsiniz. Bu tehlikeyi önlemek için Kureys ve Gatafan kabileleri
ileri gelenlerinden birkaç kisiyi rehin alin" dedi. Yahudiler bu
haberden son derece memnun oldu.

Nuaym, oradan Ebû Sufyan'in ordugahina geldi. Ona Kurayzalilarin
anlasmayi bozduklarindan dolayi pismanlik duyduklarini ve anlasmayi gizlice
yenilediklerini, hatta suçlarini affettirmek için Kureys ve
Gatafan liderlerinden birkaç kisiyi rehin alarak müslümanlara
teslim etmeyi düsündüklerini söyledi. Bu haber Ebû Süfyan'i
vesveseye düsürdü. Derhal kurayza liderine Ikrime b. Ebî
Cehl ve Benî Gatafanli bir grupla haber göndererek muhasaranin çok
uzadigini, askerin açliktan sikayet ettigini bu nedenle ertesi günü
genel bir saldiri ile bu duruma bir son verilmesi gerektigi arzusunda oldugunu söyledi.
Buna karsilik Kurayzalilar, Kureys ve Gatafan ileri gelenlerinden birkaç
kisi rehin verilmedikçe kendilerine güvenemeyeceklerini bildirdiler.
Kureys ve Gatafan liderleri bu haberi isitince Nuaym'in sözüne hak
vererek rehin vermekten imtina ettiler. Kurayza kabîlesi ise onlarin
tavrinin Nuaym'i dogruladigini görünce müttefiklerden ayrilarak
onlari kendi baslarina biraktilar, (Ibn Hisam, a.g.e. II. 23I) (Taberî,
a.g.e. II 578-9).

Kusatma yine sürüyordu, ama eski siddetini kaybetmisti. Rasûlullah
(s.a.s) bu günlerde, bugün Ahzab Mescidinin bulundugu yerde ayakta
durup ellerini yukariya kaldirarak müsrik kabileleri aleyhinde üçgün
boyunca dua ettiler. Üçüncü gün ögle ile ikindi
namazi arasinda duasinin kabul edildigi kendisine vahyedildi. Ashab bunu Rasûlullah'in
yüzünde dalgalanan sevinçten anladi. Cebrail (a.s.) "sevininiz,
Allah onlara bir rüzgar saldi."diyerek Allah'in müsrikleri
kasirga ile perisan edecegini haber vermisti. Allah Rasûlü hemen iki
dizi üzerine çöküp ellerini kaldirdi. gözlerini yere
indirdi. ve "bana ve ashabima acidigin için sana sükranlarimi
sunarim Allah'im" dedi. Sonrada haberi ashâbina o müjdeledi.

Beklenen rüzgar birkaç gün sonra geldi. Bu soguk, dondurucu
bir rüzgardi. Tozlari, topraklari müsriklerin gözlerini
dolduruyordu. Rüzgar, onlari kendi baslarinin derdine düsürmüs,
çekilmek, zorunda birakmistir. Çadirlarin bezlerini, derilerini
yirtiyor, direklerini söküyor, sergileri kumlara gömüyor,
yakilan atesleri, asiklari söndürüyor, develeri, atlari birbirine
karistiriyor, hiç kimse kimsenin yanina gidemiyor. Müsrikler
ordugahlarindan devamli tekbir sesleri, silah sakirtilari duyuyorlardi.
Kalplerine büyük bir korku düsmüs, amansiz bir panige
kapilmislardi. Kur'an sonradan bu olayi mü'minlere söyle
hatirlatmaktadir: "Ey mü'minler. Allah'in size olan nimetini anin.
Hani üzerinize ordular gelmisti. Biz de onlarin üzerine rüzgar ve
görmediginiz ordular göndermistik. Allah yaptiklarinizi görüyordu.
"(ef-Ahzâb. 33/9)" "Allah kâfirleri öfkeleri ile
geri çevirdi. Hiçbirsey elde edemediler. Savasta iman edenlere
Allah'in yardimi kâfi geldi. Allah güçlüdür, herseye
galiptir" (el-Ahzâb; 33/25).

Gece boyunca devam eden firtina, sabahleyin biraz sükûnet buldu.
Allah Rasûlü, Huzeyfe b. Yeman'i düsman ordusu hakkinda bilgi
almasi için gönderdi. Huzeyfe, düsman ordusunun perisan halini
görerek geri döndü. Hz. Peygamber bundan son derece memnun oldu
ve sonucu beklemeye basladi. (Ibn Hisâm, a.g.e. II. 231-2).

Ebû Süfyan ansizin ugradigi bu büyük felâket üzerine
Kurayza kabilesinin ordudan ayrildigi ve orduda ihtalâf çiktigi
bahanesiyle kusatmayi sona erdirerek geri çekilme emrini verdi. Amr Ibnû'l-âs
ile Halid b. Velid ikiyüz süvari ile müsriklerin geri çekilisini
denetlediler. Müsrikler basansizliklarindan dogan umutsuzluk ve sikinti içerisinde
hizla ricat etmeye basladilar.

Kureys ordusu Mekkeye, Gatafan kabileleri Necid'e dogru yol alirken müslümanlar
savunma hattindan çikarak düsman ordugahina vardilar. Düsmanin
telas ve heyacan içinde geri çekilirken birakmis olduklari erzak
ve zahirelere ve Ebû Sufyan'in yahudi reislerinden Hayg'a gönderdigi
yirmi deveye el koydular. Develer kurban edildi, hurma dolu sepetler bosaltildi
ve müslümanlara dagitildi. Bu ganimet vasitasiyla muhasaranin ortaya çikardigi
kitlik ortadan kalkmisti. Rasûlullah (s.a.s.) müslümanlara hitab
ederek, "Ey Islâm mücahidleri! Emin olunuz ki bu muzafferiyet
sizin için ölümsüz bir basaiidir. Bundan böyle Kureys
kabilesi size degil, siz Kureys'e taarruz edeceksiniz" buyurdu. Rasûlullah'da
bu sözleriyle müsriklerin bütün gücünün tükendigini,
artik müslümanlarin zafer yollarinin açildigini da müjdelemis
oluyordu.

O gün ögleye dogru Hz. Peygamber, aldigi ilâhi bir emir
geregi müslümanlara derhal bir ilan yaptirarak bu savasta müsriklerle
bir olup, kendilerini arkadan vuran Benu Kurayzaya karsi savasmak üzere su
emri verdi: "Kim dinler ve itaat ediyorsa, ikindi namazini Benû
Kurayza önlerinden baska yerde kilmasin" Bu emri alan müslümanlar
derhal hareket ederek bu yahudi belasini da ortadan kaldirdilar, (bk. Benû
Kurayza Savasi). (Ibn Hisam, a.g.e. II. 233-34).

Kaynak: Islam tarihi

    Forum Saati Salı 19 Haz. 2018, 02:35