WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

***Wep Arısı Arı Bir Sitedir. Wep Arısı Gerçek Düşünçeyi Yansıtan Sitedir***


NADIROGULLARI ILE YAPILAN SAVASLAR

Paylaş
avatar
Beautiful

Mesaj Sayısı : 151
Points : 30668
Reputation : 7
Kayıt tarihi : 07/12/12
Yaş : 38

NADIROGULLARI ILE YAPILAN SAVASLAR

Mesaj tarafından Beautiful Bir C.tesi 01 Haz. 2013, 03:18


NADIROGULLARI ILE YAPILAN SAVASLAR




Islâm'in ilk yillarinda Medine'de yasayan üç yahudi
kabilesinden biri Nadirogullari kabilesidir..

Nadir, birçok manâlarinin yanisira "yesil ve çiçekli
bir bitki" anlamina gelir. Bu kabile Medine ve çevresinde büyük
hurma bahçelerinin sahibi olarak bilinir.

Arabistan yahudilerinin güvenilir vesikalara dayanan bir tarihi yoktur.
Arabistan yahudilerinin geçmis tarihine isik tutacak herhangi bir yazi,
kitap veya yazit seklinde bir bilgi de yoktur. Ayrica Arabistan disindaki
Yahudiler de Arap dindaslariyla fazla ilgilenmemis ve tarihçiler ile
yazarlari bunlardan hiç söz etmemislerdir... Arap yahudilerinin
tarihini incelerken ister istemez araplar arasinda kulaktan kulaga anlatilan
rivayetler ve söylenenlere itibar etme zorunlulugu vardir. Bu rivayetlerin
pek çogu da bizzat yahudiler tarafindan ortaya atilmistir (Mevdudi, Tarih
Boyunca Tevhid, Mücadelesi ve Hz. Peygamber, Terc. N. Ahmet Asrar, Istanbul
1983, I, s. 526).

Yahudiler yeryüzünde en eski geçmise sahip milletlerden
birisidir. Arap yarimadasina ne zaman gelip yerlestikleri bilinmeyen yahudiler,
Islâm'in ortaya çiktigi yillarda bu yarimadanin her tarafinda görülmekteydiler.
Bunlar, gerek ferdî ve gerekse topluluklar halinde Akabe körfezindeki
Eyle limanindan, Yemen ve Umman'in en ücra köselerine kadar
uzanmislardi. Bu insanlari Mekna'da, Vadiyu'l-Kura'da, Teyma'da, Fedek'te,
Taif'de kisaca bütün sehirlerde oldugu kadar, hareket halindeki
kervanlarda da görmekteyiz.

Yahudiler Mekke'de hiç bulunmamakla birlikte, sadece Ukaz'da yalniz
ticâret yapan degil, kâhinlikten para kazanan insanlar olarak da görülür.

Yahudilerin Medine (Yesrib)'ye yerlesmeleri tarihinin Milâdî
132'den sonra oldugu tahmin edilir. M. 132'de Benu Nadir, Benu Kureyza ve Benu
Kaynuka yahudilerinin Yesrib'e (Medine'ye) yerlestikleri görülmektedir.
Ilk olarak Nadirogullari ve Kureyzaogullari yerlesmistir. Çünkü
bu iki kabile diger yahudi kabileleri arasinda soy ve itibar bakimindan üstün
tutulurdu. Bunlarin çogunun, kâhin ve rahipler sinifindan gelmesi
de ayri bir avantaj saglamaktaydi. Bu kabileler Medine'ye yerleserek, dini
bakimdan üstün bulunmalarinin verdigi ayricalikla kisa sürede
sehre hâkim olmuslar ve en iyi yerlere yerlesmislerdi. M. 45I- 451'de
es-Sebe' sûresinde sözü edilen büyük sel felâketinden
sonra Yesrib'te bulunan birçok kabîlenin sehri terkettigi bilinir.
Bu büyük sel felâketiyle bosalan sehre yerlesen Evs ve Hazrec
gibi Arap kabileleri, sehrin asil hakimi bulunan Nadirogullari ve
Kureyzaogullari yahudilerini sehrin dis bölgelerinde yerlesmek zorunda
birakmislardir. Yahudilerin üçüncü büyük
kabilesi olan Kaynukaogullari Hazrecliler'e siginma geregi duydu. Bunun üzerine
Nadirogullari ve Kureyzaogullari da Evs kabilesine siginarak Yesrib sehrinde
yerlesmeye hak kazandilar.

Hz. Peygamber (s.a.s)'in dogumu ve nübüvvetinin baslangiç
zamanlarinda yahudilerin Hicaz ve Yesrib'deki durumlari söyle görünmekteydi.

Yahudiler, dil, kiyafet, kültür ve medeniyet konularinda her
bakimdan araplasmislardi. Isimleri arapça idi. Hicazda yasamakta olan
Beni Za'urâ yahudileri hariç diger yahudi kabilelerinin isimleri
arap ismi idi. Yahudiler kendi dilleri olan ibraniceyi istisnalar disinda
bilmezlerdi. Araplarla olan sosyal iliskilerinin her geçen gün
artmasi yahudilerin duygu, düsünce ve tavirlarina kadar yansimistir.
Ancak yahudiler bütün bunlara ragmen kimliklerini muhafaza etmislerdi
(Mevdudi, a.g.e., s. 526, vd.).

Hz. Peygamber (s.a.s)'e risalet görevinin verilmesinden önce
araplar, danismak ve onlarin fikirlerini almak amaciyla yahudi veya hristiyan
olan birisine gider, ondan bazi bilgiler alirlardi. Islâm'in ortaya çikisi
ve müslümanlarin Mekke sartlarinda Islâm'i yasamaya çalismalarindan
önce bütün ehl-i kitap yeni bir peygamberin gelecegini biliyor ve
onu bekliyorlardi. Hattâ Peygamberimizin amcasi Ebu Talip'le yaptigi Sam
ticaretinde Rahip Bahira'*nin Ebu Talip'e "O çocuga dikkat edip üzerine
titremesini" ögütlemesini buna delil gösterirler.

Daha Akabe bey'atlarindan önce yahudiler, Medine araplarina bir nebinin
gelecegi ve bu nebiye kendilerinin uyacagini ve böylece Medinelilere karsi üstün
bir duruma geçeceklerini söyleyip onlari korkuturlardi. Bundan
haberdar olan Medineliler Akabe'de Peygamberimiz'e bey'at ederek yahudilerden önce
davranmislardir. Yahudiler Tevrat'i dogrulayici bir kitap olarak Kur'ani getiren
Hz. Peygamber'e "saldirmak, hased etmek ve kin gütmekten dolayi düsmanlik
yapmaya basladilar. Çünkü Allah Teâlâ Rasûlünü
araplardan seçmisti. Yahudi alimleri, Rasûlüllah'in zor
durumda kalmasi için çalisirlar, onu olmadik yalanlarla sasirtmak
isterler ve hakki batila çevirirlerdi" (Ibn Hisam, Islâm
Tarihi, Terc. Hasan Ege, Istanbul 1985, I. s. 282; II. s. 187). Çünkü
onlar yeni bir peygamberin kendi kavimlerinden çikacagini ümid
ediyorlardi. Gururlari yüzünden yalanlayanlardan oldular.

Yahudilerin, Allah'tan gelen peygamber ve kitabini daha önceden
bildikleri de bir gerçektir. Fakat bu peygamber ve kitap gelince
tavirlarini degistirdiler. Bu hususta en güvenilir rivayet Ümmül
Mü'minin Hz. Safiyye'nindir. Hz. Safiyye'den rivayete göre Hz.
Muhammed (s.a.s), Medine'yi sereflendirince babasi ve amcasi beraberce
kendisiyle görüsmeye gittiler ve kendisiyle uzun müddet sohbet
ettiler. Babasi ve amcasi eve dönünce, aralarinda söyle bir
konusma geçti:

Amca: Bu, gerçekten kitaplarimizda haber verilen peygamber midir?

Baba: Evet, vallahi o ayni peygamberdir.

Amca: Sen buna inaniyor musun?

Baba: Evet.

Amca: O halde, ne yapmak istiyorsun?

Baba: Vallahi, ben yasadigim müddetçe ona muhalefet edecegim
(Ibn Hisam, II. s. 165). Yahudilerin bu peygamberi bekledikleri fakat ona tabi
olup onun yolundan gitmek için degil de dogar dogmaz ona bir suikast
tertipleyip öldürmek için beklediklerine dair bir takim
rivayetler de nakledilir (bk. Muhammed Hamidullah, Islâm Peygamberi, l. s.
595; Ibn Hisam, age, s.116, Ibn Sad, Tabakat, 1/1, s.21)

Hz. Peygamber ve müslümanlarin Medineye hicreti sirasinda
yahudiler sehrin yarisina hâkim durumdaydilar. Bu hâkimiyet gerek
ilmî seviyedeki Bilim Evi (Beytul-Midras), gerekse Nadirogullarinin elinde
bulunan hazineler (Kenz) yoluyla her yönden görülen bir gerçeklikti.
Buna ragmen yahudiler kendi aralarinda sürtüsme halinde idiler. Bu
durum onlari bazi arap kabileleriyle ittifak yapmaya itmistir. Bundan dolayi da
Nadirogullarinin Evs kabilesinin hakimiyeti altinda bulundugu zikredilmelidir.

Hz. Peygamber tarafindan yürürlüge konulan
Medine-sehir-devleti anayasasinda dokuz yahudi kabilesinden bahsedilir. Burada
yahudilerle karsilikli haklar ele alinmis ve Medine'yi birlikte savunma
kararlastirilmis; onlardan Hz. Peygamber izin vermeden askeri bir harekete
girismeyecegi ve Medine'ye bir saldiri sözkonusu oldugunda sehrin birlikte
savunulacagi sözü alinmisti (Salih Tug, Islâm Ülkelerinde
Anayasa Hareketleri, Istanbul 1969, s. 34 vd.). Yine arastirmalara göre bu
anayasa dünyanin ilk anayasasidir. Elli iki maddeden olusan mezkur
anayasada 23-35 ve 46. maddeler yahudilerle ilgili olup bu maddeler ayrica kendi
islerinde alt bölümlere ayrilmistir (bk. Muhammed Hamidullah, a.g.e.,
l. s. 211 vd.). Fakat yahudiler tarihen sabit oldugu gibi antlasmalarina sadik
olmadilar. Bu antlasmaya katilmaktaki gayeleri, kendilerine baska bir yol bulana
kadar zaman kazanmakti. Daha ilk anda bu yeni dinin onlarin senelerdir övündükleri
bir üstünlüklerini ellerinden alacagini hissetmislerdi.

Islâm'in Medine'de devletini kurduktan sonra tarihte benzeri görülmemis
tür sekilde yayilma göstererek bölgeyi hakimiyetine almasi, müslüman
olmayan diger kabileleri oldugu gibi yahudileri de telâsa düsürdü.
Zira onlar Islâm'in yayilisini geçici görüyorlardi. Bu
amaçla Kureys müsrikleriyle yaptiklari bir çok antlasmada
askerî yönden Kureys müsrikleri, fikri yönden de yahudiler
Islâm'a karsi koyacaklarini taahhüt etmislerdir. Ancak yahudilerin
giristigi bu tür bir yol bir fayda vermedi. Hattâ Islâm'in son
tevhid dini oldugunu ögrenen bazi yahudiler de müslüman
oluyorlardi. Yahudilerin önde gelen âlimlerinden Abdullah b. Selâm
bunlar arasindaydi. Bundan sonra yahudiler için tek çikar yol, Islâm'i
kiliç zoruyla sindirmek, yayilmasini önleyerek ortadan kaldirmakti.

Bedir savasinda müslümanlarin üstün gelmesi bütün
yahudileri oldugu gibi Nadirogullarini da kizdirmisti. Bu savas onlarin
kinlerini açiga vurmalarini sagladi. Öncelikle Kaynukaogullari, müslümanlara
karsi isledikleri hareketlerden dolayi sehir disina sürüldüler
(bk. Kaynukaogullari maddesi).

Yahudi sair Ka'b b. Esref yalan tesvikleri ile Mekke müsriklerini yeni
bir savasa sokmaya çalisiyordu. Bunu ögrenen müslümanlar,
aralarinda Ka'b'in süt kardesinin de bulundugu bir grup olmak üzere
Ka'b b. Esref'i öldürmüs; bu olay üzerine Nadirogullari Hz.
Peygamber (s.a.s) ile bir ittifak antlasmasi imzalamislardi. Ancak bu baris dönemi
fazla sürmemis; Nadirogullarinin diger müttefiki Benû Amr
kabilesinden müslüman olan Amr h. Umeyye iki kisiyi öldürmüstü.
Olay söyle cereyan etti: Necid halkini Islâma davet için Rasûlüllah
tarafindan gönderilen bütün müslümanlari öldüren
Amr b. Tufeyl ve Necidlilerin elinden kurtulan tek kisi olan Amr b. Umeyye, Kilâhogullari
kabilesinden iki adamla karsilasti. Resûlullah onlarla antlasma yapmisti.
Fakat Amr bunu bilmiyordu. kendisini öldürürler diye
korktugundan, dalginliklarindan yararlanarak onlari öldürdü. Resûlullah
da onlarin diyetini üstlendi. Diyetin ödenmesi müslümanlara
agir geldi. Ödeyemez duruma düstüler. Hz. Peygamber de
yahudilerle yaptigi anlasmaya dayanarak Nadirogullarindan diyet ödeme isine
katilmalarini istedi. Nadirogullari bu teklifi düsüneceklerini söyledi
ve mühlet istediler. Ancak kendi aralarinda yaptiklari görüsmede
Hz. Muhammed'i suikastla öldürmeyi planladilar. Onlarin yanina giden
ve görüsmelerinin sonuçlanmasini bekleyen Resûlullaha,
Amr b. Guhâs adli yahudinin kendisine suikast yapacagi bildirildi.

Bu çirkin olaydan sonra "Ey iman edenler Allahin üzerinizdeki
nimetini hatirlayin. Hani bir kavim size el uzatmaya kalkisir da, Allah onlarin
ellerini üzerinizden çekmisti" (el-Maide, 5/11) âyeti
nazil olmustur (Muhammed Hamidullah, a.g.e., I, s. 626 vd).

Kaynaklarda anlatilan diger bir görüse göre ise; Bedir
savasindan sonra Mekke putperestleri, Nadirogullarina gönderdigi bir
mektupla onlari Rasûlüllah ile çatisma haline getirmeye
kiskirtmislardi. Diger taraftan Medine'den çikarilan Benû Kaynuka
yahudilerinin bu hali, zamanla sayilari artan Nadirogullari (Benü Nadir)
yahudilerinin müslümanlara dair birtakim endiseler tasimasina sebep
oldu. Bu sart ve durumlar karsisinda onlar, hiyânet dolu bir komplonun içine
sürüklenmis oldular. Bir gün Resûlullaha bir haberci göndererek,
"Üç müslümani da yanina alip gel. Bizden seçilecek
Üç alimle karsilasip görüs; sayet (bizimkiler size) inanip
kanacak olurlarsa biz de hep birden senin yoluna gireriz" deyip Resûlullah'i
aralarina davet ettiler. Bu üç yahudi (elbiseleri altina) hançerler
saklamislardi. Ancak Benû Nadir (Nadirogullari) yahudileri arasindan bir
kadin müslüman Ensâr zümresi arasinda oturan erkek
kardesine, Nadirlilerin kalkistigi bu suikast isini anlatmis ve bu erkek kardes
de Resûlullah Nadirlilerin mahallesine henüz varmadan haberi
kendisine yetistirebilmisti. Bunun üzerine Resûlullah yoldan geri dönmüs
ve fakat ertesi sabah erkenden askeri kuvvetlerin basinda oldugu halde
Nadirlilerin karsisina çikmis ve gün boyu onlarin oturduklari
mahalleyi kusatma altinda tutmustu (Muhammed Hamidullah, a.g.e., I, s. 626-28).

Resûlullaha karsi tesebbüs edilen bu tür suikastlar müslümanlara,
Nadirogullarinin artik aralarinda yeri olmadigi kanaatini verdi. Bu arada Kureys
müsriklerinin müslümanlara karsi bir hazirlik içerisinde
bulundugu duyuldu. Müslümanlar, içeride bulunan ve müsriklerle
her an ittifak kurabilecek bir düsmandan emin olmazlarsa durumun daha da
vahim sonuçlar dogurabilecegini biliyorlardi. Bunun isin öncelikle
yapilmasi gereken sey, Medinedeki Nadirogullarini zararsiz bir duruma
getirmekti.

Hz.Peygamber, Nadirogullarina yaptigi ilk kusatmadan hemen sonra
Kureyzaogullarina yaptigi kusatmayi birakip onlarla antlasma yoluna gidince,
vakit kaybetmeksizin tekrar Nadirogullari üzerine yürüyerek
onlarin eslerini ve kalelerini kusatmistir. Yahudiler müslümanlara
karsi bir güçle çikamadilar. Bu kusatmada her iki taraftan
herhangi bir ölüm olayina rastlanmaz. Kusatma sonunda yahudiler Islama
davet edilmis, kabul edenler affedilerek serbest birakilmis, reddedenler ise
silahlari disinda, diger bütün menkul mallarini alarak Medine disina çikmalarina
izin verilmistir. Bunlardan bir kismi Filistin'deki Ezri'at sehrine, digerleri
ise Hayber bölgesine yerlestiler (Buhârî, Megazi, 14, 32; Müslim,
Siyer, 2I, Cihad, 2I; Muhammed Hamidullah, a.g.e., I, s. 628).

Medine'den sürülmeleri sirasinda Benû Nadirler degerli
sayilan esya ve mücevheratlarinin yani sira beraberlerinde götürmek
üzere evlerinin kapilarina varincaya kadar herseyi söküp aldilar.
Sürülenler, arkalarinda çalgici ve sarkicilarin kopardigi bir
samata oldugu halde altiyüz develik bir kervan olusturarak yola çiktilar.

Nadirogullarinin Medine'den sürülmelerinden bir yil sonra bes
kisilik bir heyet, Hicri 5. yilda Medine'nin kusatilmasina girisecek ve Hendek
savasini çikaracak olan büyük saldiri ittifakini organize
etmistir (Muhammed Hamidullah, a.g.e., I, s. 629; Ayrica bk. Kaynukaogullari,
Kureyzaogullari, Yahudi mad.).

Kaynak: Islam tarihi

    Forum Saati Salı 19 Haz. 2018, 02:29