WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

***Wep Arısı Arı Bir Sitedir. Wep Arısı Gerçek Düşünçeyi Yansıtan Sitedir***


KAYNUKAOGULLARI VE MEDINE'DEN SÜRÜLMELERI

Paylaş
avatar
Beautiful

Mesaj Sayısı : 151
Points : 32558
Reputation : 7
Kayıt tarihi : 07/12/12
Yaş : 38

KAYNUKAOGULLARI VE MEDINE'DEN SÜRÜLMELERI

Mesaj tarafından Beautiful Bir C.tesi 01 Haz. 2013, 02:59


KAYNUKAOGULLARI VE MEDINE'DEN SÜRÜLMELERI




Kaynukaogullari Medine (Yesrib)de yasamis bir Yahudi kabilesidir. Yahudiler
(Eskiden büyük Arap mabedinin yeri olan) Siondan Hristiyanlar
tarafindan kovulduktan sonra, yeryüzünün çesitli yerlerine
az veya çok büyük cemaatlar halinde dagilmislardi. Ancak Arap
yarimadasina ne zaman geldikleri, cemaatlerinin burada ne zaman olustugu
bilinmiyor. Ancak Islam'in yayilisindan önce Arabistan'in her tarafinda
Yahudiler vardi. Ferdî ve pek az sayida oldugu gibi saglam cemaatler
halinde, Eyle (Akabe Körfezi)'den Yemen'in veya Uman'in uçlarina
kadar, Medine'den Bahreyn'e kadar; Meknâ'da Vadiül-Kura'da, Teymâ'da,
Fedek'te, Tâif'te kisacasi bütün sehirlerde, ayni sekilde
panayirlarda ve kervanlarda onlara rastlanir (Muhammed Hamîdullah, Islâm
Peygamberi Çev. Salih Tug I, 393, 394).

Mekke'de hemen hemen hiç Yahudi yoktu. Ancak onlar, bölgenin
yillik panayirlarinda, özellikle Ukaz'da bulunurlardi. Ukaz'da hem ticaret
esyasi satarak, hem de kendilerini gizli seyleri bilen veya istikbâlden
haber veren kâhin olarak tanitmak suretiyle iyi para kazanmasini
bilirlerdi. Ehl-i Kitab olarak, câhil bedevîler üzerinde özel
bir prestij icra ediyorlardi (M. Hamidullah, a.g.e., I, 394).

Hz. Peygamber Medine'ye hicret ettigi zaman, halkin hemen hemen yarisi
Yahudi idi. Ancak Yahudilerin bu bölgeye gelisi hakkinda açik bir
bilgi yoktur. Islâmiyet ortaya çiktigi sirada, büyük çapta
Araplasmis görünüyorlardi; Arapça konusuyorlar, çocuklarina
Arap isimleri veriyorlar, kabileleri bile Arap isimleriyle çagriliyordu
(M. Hamîdullah, a.g.e., I, 4I5).

Komsulari müsrik Araplar gibi Yahudiler de kabile halinde yasiyorlardi.
Hz. Peygamber (s.a.s) tarafindan olusturulan Medine Islâm devleti
anayasasinda dokuz Yahudi kabilesinde söz ediliyor (Salih Tug, Islâm Ülkelerinde
Anayasa Hareketleri, Istanbul 1969, s.31-4I vd.). Fakat tarihçiler
bunlari üç grupta topluyor. Kaynuka ogullari iste bu üç
kabileden biridir. Digerleri; Nadîr ve Kurayzaogullaridir (M. Hamîdullah,
a.g.e., I, 4I5).

Kaynuka; kuyumcu anlamina gelmektedir. Gerçekten de onlar Islâmiyet'in
baslangicinda bu meslegi yapiyorlardi. Ayrica umûmî ticaretle de
mesgul oluyorlardi. "Sûk beni Kaynuka=Benî Kaynuka Çarsisi'nda
hatiralari kalmistir (M. Hamidullah, a.g.e. I, 4I5).

Rasûlullah (s.a.s), Medine'ye gelir gelmez yaptigi en önemli
islerin basinda bir anayasa hazirlamak gelir. Bu anayasada Yahudilerle olan
karsilikli hak ve ödevler belirtilmistir ki bunlardan biri, hariçten
gelecek saldirilara karsi bütün cemaatlarin Medine'yi savunmalaridir
(Salih Tug, a.g.e., ayni yer).

Bundan sonra Peygamber (s.a.s), Yahudileri Islâm'a davet etmis,
kendisini bir Allah elçisi, bir peygamber olarak Kur'an-i teblig
etmistir. Bazilari Müslüman olmus bazilari çekinmis, kimileri
de Islâmiyet'le alay etmisler, hatta Peygamber (s.a.s.)'e karsi
harbedenlere aktif bir sekilde yardim etmislerdir.

Bedir savasinda Müslümanlarla Yahudiler arasindaki münasebetler
büsbütün bozuldu. Yahudiler hep birden peygambere karsi düsmanca
bir tavir takindilar. Böylece Islâm için büyük bir
tehlike arzetmeye basladilar.

Rasûlullah (s.a.s.), bir seferinde Kaynuka ogullari yahudilerinin
pazarina giderek onlari toplamis ve su sekilde hitabetmis:

"Ey Yahudi cemaati! Kureyslilerin basina gelen felâketin sizin
basiniza da gelmemesi için Allah'tan korkunuz ve Islâmiyeti kabul
ediniz. Zira biliyorsunuz ki ben gönderilmis bir peygamberim. Siz bunu
kitabinizda buluyorsunuz ve sizi davet etmistir." Yahudiler ona su cevabi
vermisler: "Ya Muhammed! Sen ancak kendi kavmini tanidin; askerlik ve savas
sanatini bilmeyen bir kavimle karsilasman seni aldatmasin, tesâdüfen
sen onlari bozguna ugrattin. Vallahi sayet biz seninle savasirsak, yigit
oldugumuzu anlarsin" (Ibn Ishak, Sîre, Nesr. M. Hamidullah, Konya
14I1/1981, s.294; et-Taberi, Tarîhür-Rusül vel-Mülûk,
Nesr. Degoeje, III, 136I).

Bu konusmalardan sonra, Müslümanlarla Kaynuka ogullari arasindaki
iliskiler daha da bozuldu ve nihayet bir Yahudinin, Müslüman bir
kadina karsi çirkince davranisi, bardagi tasiran son damla oldu.
Kaynaklarin nakline göre olay söyle cereyan etmistir:

Bir Arap kadini bazi seyler satmak üzere Kaynuka ogullari pazarina
giderek esyasini satar sonra bir kuyumcu dükkanina oturur. Orada bulunan
Yahudiler, kadindan yüzünü açmasini isterler. O buna
yanasmayinca kuyumcu, kadinin etegini arkasindan beline ilistirir, kadin ayaga
kalkinca avret mahalli görülür, onlar da buna gülüsürler.
Kadin feryad etmeye baslayinca Müslümanlardan biri kilicini çekerek
Yahudi kuyumcunun üzerine atilip onu öldürür. Yahudiler de
toplanip Müslümani sehid ederler. Sehid edilen müslümanin
ailesi imdat ister. Bu durum Müslümanlari çok öfkelendirir
(Ibn Hisam, es-Sîretü'n-Nebeviyye, Nsr. M. es-Sekâ, I. el-Ebyârî,
A.Hafiz Çelebi, Lübnan 1391/1971, III, 51).

Kaynuka ogullari, Peygamber (s.a.s)'le savastiklari zaman onlarin islerini
Abdullah b. Übeyy b. Selûl üstlenmis ve önlerine düsmüstü.
Onlarin Abdullah ile anlasmalari oldugu gibi Hazrec ogullarindan Ubâde Ibn
esSâmit ile de ittifaklari vardi. Ubâde, onlarin Hz. Peygamberle
olan antlasmalarini bozduklarini duyunca Peygamber (s.a.s)'e gelerek O'nun
huzurunda, Kaynuka ogullari ile olan ittifakini reddetti. Onlarla ittifaktan
Allah'a ve Resûlüne sigindi ve; "Ya Rasûlallah! Ben,
Allah'i, Resûlünü ve mü'minleri dost biliyorum; bu kâfirlerle
ittifak yapmaktan ve onlarla dostluktan Allah'a ve Resûlüne siginirim"
dedi (Ibn Ishak, a.g.e., 295).

Mâide Sûresindeki kissa, Ubâde ve Abdullah b. Übeyy
hakkinda nazil oldu:

"Ey Iman edenler! Yahudilerle Hristiyanlari dost edinmeyin. Onlar ancak
birbirlerinin dostlaridirlar. Içinizden kim onlari dost edinirse o da
onlardandir. Allah zalimleri dogru yola eristirmez" (el-Mâide, 5/51;
Ibn Ishak, a.g.e., 295).

Ubâde Kaynuka ogullari ile olan ittifakini, muhtemelen bu âyetin
nüzûlünden sonra bozmustur.

Kaynuka ogullari; Rasûlüllah (s.a.s) ile aralarindaki antlasmayi
bozan, Bedirle Uhud arasinda O'nunla savasan ilk Yahudilerdi. Rasûlullah
(s.a.s.), onlari muhasara etti. Onbes günlük bir kusatmadan sonra Rasûlüllah'in
hükmüne razi olarak savassiz teslim oldular. Hz. Peygamber, erkeklerin
ellerinin baglanmasini emretti. Fakat münafiklarin basi Abdullah b. Übeyy
Hz. peygamber'e gelerek:

"Ey Muhammed! Müttefiklerime iyilik et" dedi. Resûlullah
agirdan alinca Ibn Selûl tekrar; "Iyilik et" dedi. Resûlullah
(s.a.s) ondan yüz çevirdi. Bunun üzerine Ibn Selûl, elini
Hz. Peygamber'in zirhinin yakasindan içeri soktu. Resûlullah
kizarak: "Yaziklar olsun sana! Birak beni!" dedi. Ibn Selûl: "Hayir
vallahi dostlarima iyilik etmedikçe seni birakmam. Onlar, beni altindan
ve mal-mülkten mahrum ettiler sen ise bir sabah vakti onlari biçiyorsun.
Allah'a yemin ederim ki ben, bir takim musibetler gelmesinden korkuyorum"
dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s): "Onlar senindir"
buyurdu ve "Çözünüz onlari, Allah onlarla birlikte
ona da lanet etsin" dedi. Serbest birakilinca sürgün edilmelerini
emir buyurdu (Ibn Ishak, a.g.e. 295; Taberî, a.g.e. III, 136I vd.).

Allah, Resûlüne ve Müslümanlara onlarin mallarini
ganimet olarak ihsan etti. Onlarin arazileri yoktu, kuyumculukla ugrasiyorlardi.
Resûlullah (s.a.s), onlarin birçok silahlarini ve kuyumculuk
aletlerini aldi. Onlari, tüm çoluk çocuklariyla birlikte
Medine'den çikarmaya Ubâde Ibn es-Sâmit memur edilmisti. O
da, onlari Dibâb'a kadar götürdü (Taberî, a.g.e.,
III, 1362).

Kaynuka Yahudileri, Ubâde Ibn es-Sâmit'e, "Ey Velid'in
babasi! Evs ve Hazrecle aramizda ittifak vardi. Biz senin müttefikin idik,
sen bize ne diye böyle yaptin?" dediler. Ubâde Ibn es-Sâmit
de onlara: "Siz harb açtiniz" dedi. Abdullah Ibn Übeyy de;
"Sen müttefiklerinden uzaklastin da bundan eline ne geçti?"
dedi. Ubâde; "Hubâb'in babasi! Kalbler degisti, Islâmiyet
ahidleri yok etti" dedi.

Kaynuka ogullari Vâdiül-Kura'ya gelip bir müddet kaldiktan
sonra Azruat'a gidip orada yerlestiler (ibnü'l-Esir, el-Kâmil, II,
66).

Kaynak: Islam tarihi

    Forum Saati Salı 23 Ekim 2018, 22:44