WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

***Wep Arısı Arı Bir Sitedir. Wep Arısı Gerçek Düşünçeyi Yansıtan Sitedir***


IFK OLAYI

Paylaş
avatar
Beautiful

Mesaj Sayısı : 151
Points : 30668
Reputation : 7
Kayıt tarihi : 07/12/12
Yaş : 38

IFK OLAYI

Mesaj tarafından Beautiful Bir C.tesi 01 Haz. 2013, 02:58




IFK OLAYI




















Ifk; yalan, büyük yalan, Iftira namuslu birinin namusu hakkinda
Iftira etmek.

Ifk olayi; Islâm tarihinde Resulullah (s.a.s)'in zevcesi ve müminlerin
annesi (el-Ahzâb, 33/6). Hz. Âîse hakkinda münâfiklar
tarafindan uydurulan Iftira olayinin adi. Olay Buhâri, Müslim gibi
ana kaynaklarda tafsilâtli olarak anlatilir. Bizzat Hz. Âîse,
olayi cereyan tarzi ve sebepleriyle birlikte detayli olarak anlatmaktadir.

Olayin gerçek yüzü münâfiklarin, Medine'de güvenli
bir yurt edinen ve günden güne gelisen Islâm toplumunu parçalamak
için Islâm peygamberinin aile mahremiyetini hedef alarak, bas
vurduklari bir aleyhte propaganda ve karalama hareketidir. Onlar, Resulullah'in,
en yakin arkadaslari ile arasini açabilirlerse, Islâm'i yok etme
emellerine kIsa yoldan varabileceklerini zannediyorlardi. Münâfiklar
Mustalikogullarina karsi düzenlenen cihat harekatinda, Hz. Âîse'nin
basina gelen normal bir olaydan yararlanarak Hz. Ebu Bekir'le Resulullah'in
arasina fitne sokmaya ve Resulullah'i gözden düsürmeye çalistilar.

Münâfiklar, hicretin besinci yili Saban ayinda, Necid bölgesinde,
Müreysî suyu yaninda konaklamis olan Mustalikogullari kabilesine
karsi düzenlenen sefere savasin siddetli geçmeyecegini bildikleri için
kalabalik bir sekilde katIlmislardi.

Resulullah sefere çikmadan önce, adeti oldugu üzere,
hanimlari arasinda kura çekmis, kendisiyle beraber sefere gitme kurasi
Hz. Âîse'ye çikmisti (Buhârî, Sehâdet, 15).

Bu sefer esnasinda münâfiklar, Mekkeli Muhacir müslümanlarla,
Medine'nin yerlisi Ensar arasina fitne sokmaya da çalistilar. Bunun için
bölge ve kabile taassubunu kullandilar. Bir seferinde Iki müslüman
grubu birbiriyle kilica sarilacak hale getirmis, olay Resulullah (s.a.s)
tarafindan kolayca önlenmistir. Bu arada münâfiklarin reisi
Abdullah b. Übeyy:

"Medine'ye dönünce, aziz olanlarin, zelil olanlari oradan çikaracaklarini"
söylüyordu (el-Münâfîkûn, 63/Cool. Bunun üzerine
Resulullah (s.a.s) Ensari toplayarak durumu anlatti. Ensâr olaya son
derece üzüldü. Böylelikle Abdullah b. Übeyy herkesin
nefretini kazandi. Hatta oglu babasinin bineginin üzengisinden tutarak:

"Zelil oldugunu, Allah Resulunün de aziz oldugunu itiraf etmeden
seni birakmam " demis ve itiraf da ettirmistir (Ibn Sa'd, Tabakâtu'l-Kübra,
II, 65).

Sefer dönüsü ordu, geceleyin bir yere konakladi. Hz. Âîse
ihtiyaci için ordugahin disina çikti. Döndügü
zaman, boynundaki Yemen boncugundan dizIlmis gerdanliginin kopup düsmüs
oldugunu gördü. Bu gerdanligi Hz. Âîse'ye, gelin oldugunda
annesi Ümmü Rûman hediye etmisti (Vakidî, Megazî,
II, 428). Diger kaynaklar gerdanligi kiz kardesi Esma'dan emanet aldigini
yazarlar.

Hz. Âîse, gerdanligi aramak için ordunun disinda
ihtiyacini giderdigi yere gitti. Bulup döndügünde ise kendisinin
devesi üzerindeki mahfelinde oldugunu zanneden muhafizlari da dahil olmak üzere,
ordunun oradan ayrilip gitmis oldugunu gördü. Geri dönüp
kendisini ararlar düsüncesiyle orada oturup bekledi. Bu arada da
oldugu yerde uyuyup kaldi.

Ordunun artçisi Safvan b. Muattal kendisini görerek, hiç
konusmadan onu devesine bindirdi. Devenin yularini çekerek orduya
yetistirdi (Ibn HIsam, es-Sîre, II, 298).

Ikinci konakta Hz. Âîse'nin devesinin üzerinde olmadigi
anlasilip bir süre sonra genç bir askerin devesiyle geldigini görünce,
münâfiklar bunu firsat bilip dedikoduya basladilar. Abdullah b. Übeyy
el altindan bu dedikoduyu besledi. Müslümanlar bunun Iftira oldugunu
anladilar. Meselâ Hz. Ebû Eyyûb el-Ensarî hanimina:

"Ümmü Eyyûb! Senin hakkinda böyle birsey söylense
kabul eder misin?" diye sordu. O,

"Hasâ, asaletli ve serefli bir Insan böyle bir sey yapmaz."
cevabini verdi (Ibn Hisâm, a.g.e, s. 302).

Ne yazik ki münâfiklar disinda üç müslüman
da bu dedikoduya kendilerini kaptirdilar; Bunlar Safvan'dan öç almak
Isteyen Hassan bin Sâbit, Resulullah'in hanimlarindan Zeyneb binti Cahs'in
kiz kardesi Hamne ve Hz. Ebû Bekir'in yardimlariyla geçinen Mistah
b. Üsâse idiler.

Hz. Âîse yolculuk dönüsü hastalandi ve annesinin
bakmasi için baba evine gitti. Olanlardan tamamen habersizdi. Ne annesi
ve babasi, ne de Resulullah (s.a.s) olanlari kendisine duyurmadilar. Kendisi de
Resulullah'in soguk davranisina bir mana veremedi. Bir gün Mistah'in annesi
durumu kendisine açinca derin bir üzüntüye kapildi ve günlerce
gözyasi döktü (Müslim, Tevbe, 56). Bu arada Resulullah
(s.a.s) kendisine durumla ilgili sorular sordu. Hz. Âîse ise, halini
Allah'a havale ettigini bildirerek karsilik verdi.

Olayi duyan Safvan büyük bir öfkeye kapilarak kilicini aldi
ve öldürmek kastiyla Hassan'a saldirdi ve onu yaraladi. Bu Resulullah
(s.a.s)'e haber verilince Safvan'in tutuklanmasini emretti. Aslinda Safvan
kadina ilgi duymayan, erkeklik gücü yok (hasûr) birisi idi. Bunu
kendisi de açikça ifade etmistir (Ibn HIsam a.g.e, s. 306, Müslim,
Tevbe, 57).

Resulullah (s.a.s) durumu bir de Ashaptan bazilariyla görüstü.
Bunlardan Hz. Osman, Üsâme b. Zeyd, Zeyneb binti Cahs, Ümmü
Eymen hep Hz. Âise'nin tertemiz olduguna sahitlik ettiler. Hz. Ömer,
Hz. Âîse'nin nikâhinin Allah tarafindan kiyildigini
hatirlatarak, Allah'in temiz olmayan bir kadinla onu nikahlamayacagini söyledi.
Yalniz Hz. Ali lehte olmayan bir konusma yapti ve Resulullah için kadinin
çok oldugunu belirtti. Bir de Hz. Âîse'nin hizmetçisinin
sorguya çekIlmesini teklif etti. Hatta dogru söylemesini saglamak için
onu tokatladi. Berire ise, hanimi hakkinda iyilikten baska bir sey bIlmedigini
belirtti. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s) durumu bir de Ashab'a bildirmek üzere
minbere çikti ve bu konuda onlarin yardimini Istedi. Ensardan Sa'd b.
Muaz:

"Ey Allah'in Resulu, sana ben yardim edecegim. Iftiraci Evs
kabilesinden ise, ben onun boynunu vururum. Eger Hazrecli kardeslerimizden ise,
bize emredersin, emrini yerine getiririz" deyince Hazreclilerden Sa'd b.
Ubade buna karsi çikti. Karsilikla atismalar neticesinde çikan
anlasmazligi Resulullah (s.a.s) yatistirdi.

Resulullah (s.a.s) büyük üzüntüyle oradan, babasi
Ebû Bekir'in evinde bulunan Hz. Âîse'nin yanina gittiginde,
Allah onun temizligini su ayetlerle Resulune bildirdi:

"O Iftira haberini getirenler, sizlerden bir zümredir. Onu siz
kendiniz için bir ser sanmayiniz. Belki o, sizin için bir
hayirdir. Onlardan herkese kazandigi günah vardir. Günahin büyügünü
yüklenen kimseye de büyük bir azap vardir. Ne olurdu o Iftirayi
isittiginiz zaman, erkek ve kadin müminler, kendi nefIsleri ne kiyas ederek
hüsnü zan etselerdi de; bu açik bir Iftiradir deselerdi!

O Iftiracilar buna dört sahit getirselerdi ya! Sahitleri getiremeyince
de onlar, Allah katinda muhakkak yalancidirlar. Eger dünyada ve ahirette
Allah'in fazl ve rahmeti üzerinizde bulunmasaydi, içine daldiginiz o
ifiradan dolayi, sizi her halde büyük bir azap çarpardi. Ortaya
atildigi zanlari siz, o Iftirayi dillerinizle birbirinize yetistiriyordunuz. Hiçbir
bilginiz olmayan seyi agizlarinizla söyleyiveriyor ve bunu kolay
saniyordunuz. Halbuki bu, Allah katinda büyük bir vebal idi."

"Ne olurdu, onu isittiginiz zaman: "Bunu söylemek bize
yakismaz! Sübhanallah! Bu büyük bir bühtandir"
deseydiniz ya!...." (en - Nûr, 24/11-20).

Bu ayetlerin inisi basta Resulullah (s.a.s) olmak üzere bütün
müminleri sevindirdi. Ama Iftira yapanlarin ve yayanlarin cezasi da
verIlmeliydi. Cenabi Hak bunun üzerine su Iki ayeti indirdi:

"Namuslu ve hür kadinlara (zina isnadiyla) Iftira atan, sonra da
(bununla ilgili olarak) dört sahit getirmeyen kimselerin (her birine)
seksen degnek vurun. Onlarin ebedî sahitliklerini kabul etmeyin. Onlar fâsiklarin
ta kendileridir. Ancak (bu hareketlerine) tövbe edip durumlarini islah
edenler müstesnâdir. Çünkü Allah çok
yarligayici, çok esirgeyicidir" (en-Nûr, 24/4-5).

Ayetlerde, zina Iftirasi atanlar için üç ayri hüküm
konulmustur:

1- Iftiraciya seksen sopa vurulacak

2- Sahitligi ebediyyen kabul edIlmeyecek

3- Allah'in taatindan çiktigi için fâsiklikla
vasiflandirilacak.

Iftira eden, pisman olur, tövbe ederse fâsiklik vasfini üzerinden
kaldirmis olur (M. Ali es-Sabûnî, Kur'an-i Kerîm'in Ahkâm
Tefsîri, II, 107).

Bu ayetlerin inmesi üzerine Resulullah (s.a.s) Hassan, Hamne ve
Mistah'a zina Iftirasi cezasi olarak seksener degnek vurdurdu. Abdullah b. Übeyye'ye
bu ceza tatbik edIlmedi (Muhammed Rida, Muhammed (s.a.s), Misir 1357/1938, s.
303).

Hz. Ebû Bekir kizina yapilan Iftiraya karistigi için Mistah'a
vermekte oldugu yardimi kesmisti. Iftira cezasi tatbik edildikten sonra Cenabi
Hak:

"Sizden (dinde) fazilet ve (dünyada) servet sahibi olanlar,
akrabalarina, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere vermelerinde kusur
etmesin. Allah'in sizi yarligamasini sevmez misiniz? Allah çok
yarligayici, çok esirgeyicidir" (En-Nur, 24/22) ayetini indirdi.
Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir:

"Vallahi ben, Allah'in beni yarligamasini elbette arzu ederim. Vallahi
ben, artik bunu ondan hiç bir zaman kesmem" dedi ve Mistah'a
vermekte oldugu nafakayi vermeye tekrar devam etti (Buharî, Megazî,
34; Tefsîru'l-Kur'ân, 6; Müslim, Tevbe, 56).

Iftira, içi baska disi baska olan Iki yüzlü münâfiklarin
metodudur. Iftiradan sakinmak, Iftiraya ugrayan mazlumlara arka çikmak,
zalim ve Iftiracilari yalanlamak gerekir.

Ismail KAYA

    Forum Saati Salı 19 Haz. 2018, 02:32