WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

***Wep Arısı Arı Bir Sitedir. Wep Arısı Gerçek Düşünçeyi Yansıtan Sitedir***


AKABE BEY'ATLARI

Paylaş
avatar
Beautiful

Mesaj Sayısı : 151
Points : 30668
Reputation : 7
Kayıt tarihi : 07/12/12
Yaş : 38

AKABE BEY'ATLARI

Mesaj tarafından Beautiful Bir C.tesi 01 Haz. 2013, 02:43





AKABE BEY'ATLARI

Mekke'ye üç km. kadar uzaklikta bulunan Mina ile Mekke arasindaki bir mevkiye verilen Akabe adina
bölgenin baska yerlerinde de rastlanmaktadir. Ayni adi tasiyan birçok yer bulunmasina
ragmen Akabe denince ilk defa bu meshur ahidlesme ve anlasmalarin yapildigi mevkî hatira
gelmektedir.


Islâm'i çesitli kabile ve gruplara anlatmaga çalisan Resulullah (s.a.s.) özellikle Hacc mevsiminde Mekke'ye gelen kabileler
arasinda dolasiyor ve onlara bu yeni mesaji iletmeye ugrasiyordu. Bu hac mevsimlerinin
birinde Yesrib (Medine)'den gelen ve bu sehirde yasayan iki Arap kabilesinden biri olan
Hazrec kabîlesine mensup bazi kimselerle karsilasan Hz. Peygamber, onlari Islâm'a davet
etti. Peygamberliginin onbirinci yilinda onun bu çagrisina adi geçen kabileden alti kisi
icabet edip, büyük bir samimiyetle bu yeni dine sarildilar. Zira yillardir Yesrib'teki
diger Arap kabilesiyle aralarinda sürüp gitmekte olan Buas savaslarindan bezmis
olduklarindan bu yeni dinin aralarinda bir baris ortami olusturacagini ümit ediyorlardi.
Yesrib'e geri döndüklerinde bu olaydan ve yeni dinlerinden kardes kabîle Evs'e bahsedip
onlari da Islâm'a davet edeceklerine ve gelecek yil yine Hacc mevsiminde ayni yerde
Resulullah'la bulusacaklarina dair söz verip ayrildilar



Medine'de yasayan bu iki kabîlenin disinda ayrica üç Yahûdi kabîlesi daha bulunuyordu. Bunlar müsrik Araplari dinlerinden ve putperestlik anlayislarindan dolayi hep hor görüyorlardi.
Yahûdiler ellerindeki Tevrat'a, ayrica âlimlerinden ve atalarindan isitip durduklarina
göre yakinda bu bölgede zuhur edecek bir peygambere iman edeceklerini ve bu peygamberin
destegiyle putperestlige son vererek Araplari ortadan kaldiracaklarini söyleyip
duruyorlardi. Yahûdilerin bu sözleri Yesrib'li Evs ve Hazrec kabilelerinin zihninde yer
etmisti. Hz. Peygamber (s.a.s.) ile Akabe'de görüsünce, yahûdilerden önce davranip bu
peygamberin yaninda yer almakta hiç tereddüt etmediler. Bu ilk müslüman Yesribliler
Resulullah'a iman ederek söyle dediler: "Kavmimiz çok zor günler yasiyor, hiç iyi
bir durumda degiliz. Yillardir süren çatismalar aramizda sonu gelmez bir anlasmazliga
sebep oldu. Bu yeni dinin bizleri biraraya getirecegine ve bizleri baristirip
kaynastiracagina inaniyoruz." Gerçekten Yesribliler Buas savaslarinin artik son
bulmasini istiyorlardi. Hz. Peygambere iman eden Hazrecliler su kisilerden ibaretti: Es'ad
b. Zurâre, Avf b. Hâris, Râfi' b. Mâlik, Ukbe b. Âmir, Kutba b. Âmir ve Câbir b.
Abdullah b. Riab. Bunlardan ilk ikisi Neccarogullarina mensup idi. (Ibn Hisâm, Sîre, II,
70 vd.; Ibn Sa'd, Tabakât, I, 217 vd.). Islâm'a gönül veren bu ilk Medineli
müslümanlar memleketlerine geri dönerek bütün güçleriyle bu yeni dini tanitmaya ve
akrabalarinin da iman etmelerini temine çalistilar. Bu küçük grubun Yesribliler
üzerinde büyük etkileri oldu. Evs ve Hazrec'ten bir çok kimse bunlarin araciligiyla
Islâm'a girdi. Özellikle Resulullah'in dayilarindan olan Neccarogullarina mensup Es'ad
b. Zurâre ile Avf b. Hâris müslümanliklarini asla gizlemeksizin büyük bir gayretle
insanlari Islâm'a davet ettiler. Gerçekten Islâm akîdesi Yesrib de yillardir süren
savaslarin sona ermesinde büyük bir etken oldu. Düsmanliklar sona erdi ve insanlar
Allah'in rahmeti sâyesinde kisa zamanda kardesler oluverdiler. Ertesi yil yani
peygamberligin onikinci yilinda yine Hacc mevsiminde Mekke'ye gelen Yesrib'li oniki kisi
Akabe mevkiinde Resulullah (s.a.s.) ile geceleyin gizlice bulustular. Bunlardan altisi bir
önceki yil müslüman olan kisilerdi. Birinci Akabe Bey'ati adi verilen bu bey'atta
bulunan sahâbelerden Ubâde b. es-Sâmit, hadiseyi söyle anlatir:



"Refahta oldugu kadar sikintida,
sevinçte oldugu kadar üzüntüde de onu destekleyecek ve her konuda emirlerine itaat
edecegimize, Resulullah'i kendi nefislerimizden aziz tutup, durum ne olursa olsun ona
muhalefet etmeyecegimize, Allah yolunda hiç bir kinayicinin kinamasindan
korkmayacagimiza, Allah'a asla sirk kosmayacagimiza, hirsizlik ve zina yapmayacagimiza,
çocuklarimizi öldürmeyecegimize, kendiligimizden uyduracagimiz yalan ve dolanlarla hiç
kimseye iftirada bulunmayacagimiza, hiç bir hayirli iste Resulullah'a muhalefet
etmeyecegimize dair bey'at ettik. Ayrica bizden birinin verdigi sözünde durmasina
karsilik onun ecir ve mükâfâtinin Allah'a ait olduguna ve ona Cennet nimetinin
verilecegine; kim insanlik haliyle bunlardan birini isler de ondan dolayi dünyada cezaya
çarptirilirsa bunun ona keffâret olacagina; kim de yine bunlardan birini isler de
isledigi o suçu Allah açiga vurmazsa onun isinin Allah'a kalacagina; Allah'in dilerse
onu bagislayip dilerse azaba ugratacagina dair Resulullah'in bize bildirdigi hususlara
sadik kalacagimiza da söz verdik."



Bu birinci Akabe Bey'atina katilan oniki
kisiden altisi bir önceki yil iman eden kimselerdi. Diger altisi ise Muaz b. Hâris,
Zekvân b. Kays, Ubâde b. es-Sâmit, Yezid b. Sa'lebe, Abbâs b. Ubâde ve Ebu'l-Heysem
Mâlik b. Teyyihan idiler. Bazi kaynaklarda bir önceki yil Resulullah ile tanisan alti
kisiden biri olan Câbir b. Abdullah yerine Uveym b. Saide'nin birinci Akabe Bey'atinda
bulundugu ifade edilir.



Medineliler, hacdan geri dönerlerken,
yanlarinda, Islâm'i ögretmek üzere Resulullah tarafindan tayin edilen Mus'ab b. Umeyr'i
götürdüler. Kisa surede Medine-i Münevvere'de Islâmiyet hizla yayildi. Mus'ab b.
Umeyr, Rasûlullah'i Medine'deki her hareketten haberdar ediyordu. Kisa zamanda Evs ve
Hazrec kabilesinin bütün evleri Islâm'in nuruyla aydinlanmaya basladi. Artik Medine,
bir Islâm devletinin dogusuna hazir hâle gelmisti. Mus'ab b. Umeyr'in gayret ve
etkisiyle Yesrib'in ileri gelenlerinden Sa'd b. Muaz ve Useyd b. Hudayr müslüman
oldular. Bu iki büyük reisin Islâm'a girmesiyle Islâm, Medine'de bir hayli kabul
gördü. Bunun üzerine Medineliler Hz. Peygamberi sehirlerine dâvet etmeye karar
verdiler.



Birinci Akabe Bey'atindan bir yil sonra
Medineliler yeniden hac için Mekke'ye geldiler. Içlerinde ikisi kadin yetmis bes
müslüman vardi. Allah Resûlünün bu defa onlarla ilgi kurmasi Islâm'in tebliginden
ibaret degildi. Çok önemli kararlar arifesindeydiler. Bulusma yeri yine Akabe mevkii
oldu. Bulusma gizli yapilacak ve hiç kimseye haber sizdirilmayacakti. Gece yarisina
dogru, Medineliler, gayet tedbirli hareket ederek kararlastirilan yerde toplandilar.



Rasûl-i Ekrem Akabe'ye bu defa amcasi Abbâs
ile birlikte geldi. Abbâs henüz ya müslüman olmamis, yahut müslümanligini gizliyor,
ancak yegenini himaye ediyordu. Böylesi bir toplantida bulunmayi bir aile borcu kabul
etmisti. Toplantida ilk sözü Hz. Abbâs aldi:



- Ey Hazrecliler, Muhammed (s.a.s.)'in
aramizdaki mevkii bildiginiz gibidir. Biz, onu düsmanlarindan koruduk ve koruyacagiz.
Kendisi burada, ailesinin yaninda, nezdimizde izzet ve ikrâm içindedir. Fakat sizinle
bir andlasma yapmak ve size katilmak istiyor. Ona verdiginiz sözü tutmak, kendisine
muhalefet edenlere karsi gelmek hususunda azminiz kuvvetli ve saglam ise buna bir diyecek
yoktur. Fakat onu ele verecek, yaniniza geldikten sonra yalniz basina birakacaksaniz, bunu
simdiden söyleyiniz ve onu kendi haline birakiniz.



Medineli Müslümanlarin cevabi söyle oldu:


-Dediklerinizi dinledik. Ey Allah'in resulü,
siz söyleyin! Kendiniz adina, Allah adina istediginiz andi bizden aliniz. Biz haziriz.



Resulullah Hz. Muhammed (s.a.s.) Kur'an-i
Kerim'den bazi ayetler okuduktan sonra söyle buyurdular:



"Kadinlarinizi ve çocuklarinizi nasil
koruyorsaniz, beni de öylece korumak üzere size elimi veriyorum"



Elini ilk uzatan, Berâ b. Ma'rur oldu. O,
söyle dedi:



-Bey'at ettik ya Resulullah, seni Hak dinle
gönderen Allah'a yemin ederiz ki kendimizi, çocuk ve hanimlarimizi korudugumuz gibi seni
de koruyacak ve savunacagiz. Biz, zaten harp içinde yogrulmus kimseleriz. Zirha
aliskiniz. Bu, bize atalar mirasidir.



Bera'dan sonra söz alan Ebu'l Heysem de:


- Ya Resulallah, dedi. Bizim yahudilerle bir
takim baglantilarimiz vardir. Bu baglantilari kesecegiz. Biz bunu yaptiktan sonra siz de
Allah'in inâyetiyle muvaffak olunca bizi birakip kendi kavminizin yanina döner misiniz?



Resulullah (s.a.s.) gülümsediler ve dediler
ki:



"Kanim sizin kaninizdir. Siz
bendensiniz, ben de sizdenim. Kiminle dövüsürseniz" ben sizin yaninizdayim.
Kiminle baris yaparsaniz, ben de onunla baris yaparim. "



Resulullah (s.a.s.)'in bu sözlerini duyan
herkes, bey'at etmek üzere elini uzatiyordu. Bu sirada Abbâs b. Ubâde ortaya atilarak
sunu söyledi:



-Hazrecliler! Bu zata niçin bey'at
ettiginizi biliyor musunuz? Ona bey'atla insanlarin kirmizisina ve siyahina, yani Arap ve
Arap olmayana karsi savasa hazir olmayi kabul etmis oluyorsunuz. Bir felâkete ugradiginiz
ve ulularinizin maktul düstügünü gördügünüz zaman onu yalniz basina birakacaksaniz
simdiden birakiniz. Bu, daha dogru olur. Yoksa dünyada ve ahirette rüsvay olursunuz.
Fakat ona verdiginiz sözü tutacak, malca felâkete ugramayi, büyüklerinizin
ölümüyle karsilasmayi göze alacaksaniz, bunu yapiniz. Çünkü dünya ve ahiret hayri
bundadir.



Hepsi kabul ettiler ve sordular:


- Ey Allah'in Resulü, buna karsilik bize ne
va'd ediyorsunuz?



Resulullah:


"Cennet" dedi.


Bey'at kisa zamanda tamamlandi. Hepsi de
darlikta ve genislikte her halükarda itaate, sözün ancak dogrusunu söylemeye ve Allah
yolunda hiç bir kinayicinin kinamasindan korkmamaya söz verdiler.



Bey'attan sonra Resulullah (s.a.s.),
Hazrec'den dokuz, Evs'den üç kisi olmak üzere on iki nakip seçtiler. Es'ad b. Zurâre
de hepsinin basi ve emîri seçildi. Bunlardan her biri bir kabîlenin reisi idiler. Bunun
anlami, oniki kabilenin Islâmiyeti kabul etmesiydi.



Bey'at gece karanliginda tenhada ve gizlilik
içinde yapilmisti. Fakat bey'atin bitiminde bir çiglik karanligin perdesini yirtti:



- Ey Kureys, Muhammed ile atalarinin dininden
çikanlar, sizinle dögüsmek için andlasma yaptilar!..



Fakat müslümanlarin artik kimseden
çekindikleri yoktu. Bu sesi duyar duymaz Abbas b. Ubâde söyle dedi:



- Ya Resulallah, seni hak ile gönderen
Allah'a yemin ederim ki istersen sabah olur olmaz kiliçlarimizi kinindan siyirir
üzerlerine saldiririz. Resulullah (s.a.s.) ise söyle buyurdular:



"Hayir... Bize savas izni daha verilmis
degildir. Simdilik hepiniz yerlerinize dönünüz."



Islâm'a teslim olup Resulullah'a tam
anlamiyla bey'at eden bu ilk müslüman kitle için emre itaat mutlak idi. Akabe'deki bu
toplanti dagildi ve herkes yerine döndü. Sabah olunca Kureysli müsrikler bu bey'attan
haberdar olmuslardi. Müsrikler bu anlasmanin mahiyetini arastirmaga basladilar. Fakat
henüz müslüman olmamis olan Yesribliler'in Hz. Peygamber ile anlasmalarina bir türlü
anlam veremiyorlardi. Mekkeli müsrikler bu gizli anlasma hakkinda bir bilgi alamadan
Yesrib'li müslümanlar sehri terk etmislerdi .



Islâm Devleti'nin kurulmasinda önemli bir
dönüm noktasi olan ikinci Akabe bey'atina, Resulullah'in savas ve barista korunacagina
dair prensiplerin tesbit edildigi ve kararlarin alindigi bir bey'at olmasindan dolayi,
"Bey'atü'l-Harb" adi verilir. Ikinci Akabe bey'at'inin gerçeklesmesiyle Islâm
tarihinde yeni bir dönem basliyor ve o gün Islâm Devleti'nin temeli atilmis oluyordu.


Kaynak: Samil Islam ansiklopedisi

    Forum Saati Salı 19 Haz. 2018, 02:24