WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

***Wep Arısı Arı Bir Sitedir. Wep Arısı Gerçek Düşünçeyi Yansıtan Sitedir***


HAZRET-I ÖMERIN MÜSLÜMAN OLUSU

Paylaş
avatar
Beautiful

Mesaj Sayısı : 151
Points : 30668
Reputation : 7
Kayıt tarihi : 07/12/12
Yaş : 38

HAZRET-I ÖMERIN MÜSLÜMAN OLUSU

Mesaj tarafından Beautiful Bir C.tesi 01 Haz. 2013, 02:40


HAZRET-I ÖMERIN MÜSLÜMAN OLUSU




Kureys Müsrikleri Habes ülkesine hicret eden müslümanlari,
kendilerine teslim etmemesi üzerine iskencelerini artirmaya
basladilar.Kureys Müsriklerinin azillilarindan Ebu Cehil, kureyslilere
teklif götürerek Peygamberi öldürülmesini teklif
etti,ve bunu yapabilen her kim olursa büyük ödülün
verilecegini ilan etti.Hz.Ömer ''ben buna talibim'' dedi.Ona'' Ey Ömer!Sen,buna
elverislisin!''dediler.Hz.Ömer,vereceginiz mallar hakkinda Saglam Kefalet
var mi? Diye sordu.Ebu Cehil ''Evet var! Dedi.Hz.Ömer bu hususta onlarla
bir anlasma yapti. Hazret-i Ömer'in kiz kardesi Fatima bint-i Hattab, Said
b. Zeyd, b, Amr,b. Nufeyl ile evli olup Fatima hatun da, Said b. Zeyd de, Müslüman
olmuslardi.Fakat, Müslümanliklarini, Hz. Ömer'den, gizli
tutuyorlardi.Yine, Hz. Ömer'in mensup bulundu§u Adiy b. Ka'b
ogullarindan Nuaym b. Abdullah Nahham da, Müslüman olmustu.Kavmindan
korktugu için, o da, Müslümanligini, gizli tutuyordu.Habbab, b.
Erett, Fatima hatuna gelip gidip Kur'an, okur ve okuturdu,

Bir gün, Hz, Ömer; Peygamberimizle Eshabindan bir cemaata
saldirmak üzre, kilicini, kusanmis olarak, evinden çikmisti ki
Peygamberimiz ve Eshabinin, Safa tepeciginin yanindaki bir evde toplandiklari ve
kadinli,erkekli kirk

kisiye yakin olduklari, kendisine haber verilmisti. Dar-i Erkam'da;
Peygamberimiz Aleyhisselam ile Amucasi Hz. Hamza,Eshab-i Kiramdan Hz. Ebu Bekr,
Hz. Ali ve Habes ülkesine hicret etmeyip Peygamberimizle birlikte Mekke'de
oturan Müslümanlardan bazilari da, bulunuyordu.Nuaym b. Abdullah, Hz, Ömer'e
rast geldi. Ona "Ey Ömer! Nereye gitmek istiyorsun?" diye
sordu.Hz, Ömer: "Kureysilerin islerini, darmadagan eden,Akillarini,
akilsizlik sayan, Dinlerini, ayiplayan, Ilahlarina, dil uzatan , Su Ata dinini,
birakip yeni din tutan Muhammed'e gitmek istiyorum! Öldürecegim onu!"
dedi.Nuaym b. Abdullah "Vallahi, ey Ömer! Seni, nefsin aldatmistir
nefsin! Sen, Muhammed'i, Öldürünce, Abd. Menaf ogullarinin, seni,
yeryüzün gezer birakacagini mi saniyorsun.Sen, kendi ev halkina, dönsen
de, onlarin isi üzerinde dursan olmaz mi dedi.Hz. Ömer ", Sen,
benim Ev halkimdan, hangisini kasdediyorsun?" diye

sordu, Nuaym b. Abdullah "Enisten ve Amucanin oglu olan Said b, Zeyd,
b,Amr'i ve kiz kardesin Fatima bint-i Hattab'i, kasd ediyorum! Vallahi, ikisi
de, Müslüman oldular, Muhammed'e, uydular ve Onun,dinine girdiler!

Sana, önce, onlarla ilgilenmek düser!" dedi. Hz. Ömer,
hemen, geri dönüp kiz kardesi ile Enistesinin evine kadar gitti.O
sirada, onlarin yaninda Habbab b. Erett ve onun yaninda da, içinde Taha
suresi yazili bir Sahife, bulunuyor, onu, onlara okuyordu: Hz. Ömer'in
tikirtisini, isittikleri zaman, Habbab, evin bir kösesinde gizlendi.Fatima,
hatun Sahife'yi alip uylugunun altina sakladi. Hz. Ömer, evin yanina
geldigi zaman, Habbab'in, Fatima hatunla Said

b.Zeyd'e, Kur'an okudugunu, isitmisti.Eve, girince "Isitmis oldugum o
sey, ne idi?" diye sordu.Kiz kardesi ile Esnistesi ` `Sen, bir sey
isitmedin ! ' ' dediler.Hz. Ömer "Evet! Vallahi, ikinizin de,
Muhammed'e uydugunuzu ve Onun dinine girdiginizi, haber aldim!?" dedi ve
hemen Enistesi Said b. Zeyd'in üzerine çullandi.Fatima hatun kalkip
onu, kocasinin üzerinden ayirmak, uzaklastirmak isteyince, Hz. Ömer,
vurup Fatima hatunun basini yardi!

Hz. Ömer, bunu, yapinca, kiz kardesi de, Enistesi de "Evet! Biz, Müslüman
olduk, Allah'a ve Resulüne iman ettik!

Sen, istedigini yap!" dediler. Hz. Ömer, kiz kardesinin basini,
yarip kanattigini, görünce, yaptigina pisman oldu. Yapmak istedigi
seylerden vaz geçti. Kiz kardesine "Demin okudugunuzu sizden
dinledigim seylerin yazili bu-

lundugu su Sahife'yi, bana, ver de, Muhammed'in getirdigi seyin ne olduguna
bir bakayim?" dedi.Kiz kardesi "Biz, senin Sahife'ye, bir sey
yapmandan,korkariz!" dedi.Hz.Ömer "Korkma!" dedi ve onu,
okuduktan sonra, geri verecegine, ilahlari üzerine yemin etti.Bunun üzerine,
Fatima hatun, Onun Müslüman olacagini umarak "Ey

Kardesim! Sen, puta taptigin müddetce, pissin (temiz degilsin!)
Halbuki, Ona (Kur'an-i Kerim, yazili Sahife'ye) pak olandan baskasi, dokunamaz!
" dedi.Hz. Ömer, kalkip yikaninca Fatima Hatun, ona, Sahife'yi,
verdi.Sahife'de, Taha suresi yazili idi.Hz. Ömer, sureyi bas tarafindan
okumaga basladi.Hz. Ömer: "Bu sözler, ne kadar güzel, ne
kadar degerli!" demekten, kendini, alamadi. Habbab, bunu, isitince,
saklandigi yerden çikip Hz. Ömer'in yanina geldi.

"Ey Ömer! Vallahi, Allah'in, Peygamberinin duasini, sana nasib
edecegini, umuyorum:Ben, dün, Peygamber Aleyhisselam'dan isittim ki: O; (E
y Allahim! Islam'i,Ebulhakem b.Hi sam veya Ömer b. Hattab ile güçlendir!)
diyerek dua etmisti. Ey Ömer! Artik, Allah'dan, kork! Allah'dan!"
dedi.Hz.Ömer, Habbab'a "Ey Habbab! Sen, bana, Muhammed'in bulundugu
yeri, göster de, yanina varip Müslüman olayim?" dedi.Habbab:
"O, Safa tepesinin yanindaki bir Ev'in içindedir.Yaninda da,
Eshabindan bazilari, bulunuyordur." dedi.Hz. Ömer, hemen kalkip
kilicini, kusandi. Sonra, Peygamberimiz Aleyhisselam ile Eshabinin bulundugu
yere kadar varip kapilarin, çaldi.Hz. Ömer'in sesini, isitince,
Peygamberimizin Eshabindan bir Zat kalkip kapinin gediginden disari
bakti.Hazret-i Ömer'i, kilicini, kusanmis olarak, görünce,
korktu. Peygamberimizin yanina döndü "Ya Resulallah! Bu, Ömer
b. Hattab'dir. Kilicini kusanmis bir haldedir!" dedi.Hz.Hamza "Ona,
izin ver! Eger, o, iyilik için geldi ise, kendisine bol bol iyilik
ederiz.

Eger, kötülük için geldi ise, onu, kendi kiliciyla öldürürüz!"
dedi.Peygamberimiz "Ona, izin veriniz!" buyurdu.

Kapidaki zat, ona, izin verdi.Peygamberimiz, kalkip ona, dogru vardi ve
kendisi ile avluda karsilasti.Kusagindan veya ridasinin toplandigi yerden tutup
kendine dogru hizlica çekti. ve ' Ey Ibn. Hattab Ne getirdin Vallahi,
Allahin, sana, bir musibet indirmesine kadar duracagini, sanmiyorum!"
buyurdu. Hazret-i Ömer "Ey Allah 'in Resulu! Ben, Allah'a, Allah'in
Resulüne ve Ona, Allah'dan gelen seylere iman edeyim diye Senin yanina
geldim!" dedi.

Bunun üzerine, Peygamberimiz "Allahu Ekber!" diyerek Tekbir
getirdi.Peygamberimizin Eshabindan olan ve evde bulunan halk, hz. Ömer'in Müslüman
oldugunu, anladilar.Onlar da, Tekbir getirdiler.Tekbir sesleri, Mekke yollarinda
duyuldu.Hz. Ömer, der ki: "Müslüman olup ta, dövülmeyen,
dövmeyen bir kimse görmedim.Ancak, bundan, benim payima, hiç
bir seyin düsmedigini gördüm.Kendi kendime (Müslümanlar,
musibetlere ugrarlarken, ben, musibete

ugramamak istemem !) dedim. Müslüman oldugum gece, kendi kendime düsündüm.
(Mekke halkindan,Resulullah Aleyhisselam'a, düsmanlikta en azilisi kim ise,
gidip Müslüman oldugumu, ona, haber vereyim! Tamam! Ebu Cehl'e, haber
vereyim. dedim.Sabaha çiktigim zaman, Ebu Cehl'in kapisini, çaldim.
Ebu Cehl, yanima çikip (Hos geldin kiz kardesimin oglu! Ne haber
getirdin?) dedi.(Allah'a ve O'nun Resulü olan Muhammed'e iman ve Kendisinin
getirip

bildirdigi seyleri tasdik ettigimi, sana, haber vereyim diye geldim!?
deyince, kapiyi, yüzüme çarparcasina kapayip (Allah, Seni de,
Senin getirdigin haberi de, çirkin ve iyilikten uzak etsin!) (Allah,
senin de, belani versin, senin getirdigin haberin de,belasini versin!) dedi."
Ve Hz. Ömer Müslüman olduktan sonra Müslümanlar açiktan
,Kabede ,toplu, cemeat halinde namaz kilmaya basladilar.Ve Hz.Ömer Müslümanligi
seçtikten sonra , islamiyete meyili olan bir cok Kureysli islamiyeti seçmeye
basladilar.

AKABE BEY'ATLARI

Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Medine'den gelip ilk müslüman olanlarla
621-622 yillarinda Mekke'nin Akabe adi verilen mevkîinde yaptigi iki
anlasma ve ahidlesme.

Mekke'ye üç km. kadar uzaklikta bulunan Mina ile Mekke
arasindaki bir mevkiye verilen Akabe adina bölgenin baska yerlerinde de
rastlanmaktadir. Ayni adi tasiyan birçok yer bulunmasina ragmen Akabe
denince ilk defa bu meshur ahidlesme ve anlasmalarin yapildigi mevkî
hatira gelmektedir.

Islâm'i çesitli kabile ve gruplara anlatmaga çalisan
Resulullah (s.a.s.) özellikle Hacc mevsiminde Mekke'ye gelen kabileler
arasinda dolasiyor ve onlara bu yeni mesaji iletmeye ugrasiyordu. Bu hac
mevsimlerinin birinde Yesrib (Medine)'den gelen ve bu sehirde yasayan iki Arap
kabilesinden biri olan Hazrec kabîlesine mensup bazi kimselerle karsilasan
Hz. Peygamber, onlari Islâm'a davet etti. Peygamberliginin onbirinci
yilinda onun bu çagrisina adi geçen kabileden alti ki si icabet
edip, büyük bir samimiyetle bu yeni dine sarildilar. Zira yillardir
Yesrib'teki diger Arap kabilesiyle aralarinda sürüp gitmekte olan Buas
savaslarindan bezmis olduklarindan bu yeni dinin aralarinda bir baris ortami
olusturacagini ümit ediyorlardi. Yesrib'e geri döndüklerinde bu
olaydan ve yeni dinlerinden kardes kabîle Evs'e bahsedip onlari da Islâm'a
davet edeceklerine ve gelecek yil yine Hacc mevsiminde ayni yerde Resulullah'la
bulusacaklarina dair söz verip ayrildilar

Medine'de yasayan bu iki kabîlenin disinda ayrica üç Yahûdi
kabîlesi daha bulunuyordu. Bunlar müsrik Araplari dinlerinden ve
putperestlik anlayislarindan dolayi hep hor görüyorlardi. Yahûdiler
ellerindeki Tevrat'a, ayrica âlimlerinden ve atalarindan isitip
durduklarina göre yakinda bu bölgede zuhur edecek bir peygambere iman
edeceklerini ve bu peygamberin destegiyle putperestlige son vererek Araplari
ortadan kaldiracaklarini söyleyip duruyorlardi. Yahûdilerin bu sözleri
Yesrib'li Evs ve Hazrec kabilelerinin zihninde yer etmisti. Hz. Peygamber
(s.a.s.) ile Akabe'de görüsünce, yahûdilerden önce
davranip bu peygamberin yaninda yer almakta hiç tereddüt etmediler.
Bu ilk müslüman Yesribliler Resulullah'a iman ederek söyle
dediler: "Kavmimiz çok zor günler yasiyor, hiç iyi bir
durumda degiliz. Yillardir süren çatismalar aramizda sonu gelmez bir
anlasmazliga sebep oldu. Bu yeni dinin bizleri biraraya getirecegine ve bizleri
baristirip kaynastiracagina inaniyoruz." Gerçekten Yesribliler Buas
savaslarinin artik son bulmasini istiyorlardi. Hz. Peygambere iman eden
Hazrecliler su kisilerden ibaretti: Es'ad b. Zurâre, Avf b. Hâris, Râfi'
b. Mâlik, Ukbe b. Âmir, Kutba b. Âmir ve Câbir b.
Abdullah b. Riab. Bunlardan ilk ikisi Neccarogullarina mensup idi. (Ibn His âm,
Sîre, II, 7I vd.; Ibn Sa'd, Tabakât, I, 217 vd.). Islâm'a gönül
veren bu ilk Medineli müslümanlar memleketlerine geri dönerek bütün
güçleriyle bu yeni dini tanitmaya ve akrabalarinin da iman
etmelerini temine çalistilar. Bu küçük grubun
Yesribliler üzerinde büyük etkileri oldu. Evs ve Hazrec'ten bir çok
kimse bunlarin araciligiyla Islâm'a girdi. Özellikle Resulullah'in
dayilarindan olan Neccarogullarina mensup Es'ad b. Zurâre ile Avf b. Hâris
müslümanliklarini asla gizlemeksizin büyük bir gayretle
insanlari Islâm'a davet ettiler. Gerçekten Islâm akîdesi
Yesrib de yillardir süren savaslarin sona ermesinde büyük bir
etken oldu. Düsmanliklar sona erdi ve insanlar Allah'in rahmeti sâyesinde
kisa zamanda kardesler oluverdiler. Ertesi yil yani peygamberligin onikinci
yilinda yine Hacc mevsiminde Mekke'ye gelen Yesrib'li oniki kisi Akabe mevkiinde
Resulullah (s.a.s.) ile geceleyin gizlice bulustular. Bunlardan altisi bir önceki
yil müslüman olan kisilerdi. Birinci Akabe Bey'ati adi verilen bu
bey'atta bulunan sahâbelerden Ubâde b. es-Sâmit, hadiseyi söyle
anlatir:

"Refahta oldugu kadar sikintida, sevinçte oldugu kadar üzüntüde
de onu destekleyecek ve her konuda emirlerine itaat edecegimize, Resulullah'i
kendi nefislerimizden aziz tutup, durum ne olursa olsun ona muhalefet
etmeyecegimize, Allah yolunda hiç bir kinayicinin kinamasindan
korkmayacagimiza, Allah'a asla sirk kosmayacagimiza, hirsizlik ve zina
yapmayacagimiza, çocuklarimizi öldürmeyecegimize,
kendiligimizden uyduracagimiz yalan ve dolanlarla hiç kimseye iftirada
bulunmayacagimiza, hiç bir hayirli iste Resulullah'a muhalefet
etmeyecegimize dair bey'at ettik. Ayrica bizden birinin verdigi sözünde
durmasina karsilik onun ecir ve mükâfâtinin Allah'a ait
olduguna ve ona Cennet nimetinin verilecegine; kim insanlik haliyle bunlardan
birini isler de ondan dolayi dünyada cezaya çarptirilirsa bunun ona
keffâret olacagina; kim de yine bunlardan birini isler de isledigi o suçu
Allah açiga vurmazsa onun isinin Allah'a kalacagina; Allah'in dilerse onu
bagislayip dilerse azaba ugratacagina dair Resulullah'in bize bildirdigi
hususlara sadik kalacagimiza da söz verdik."

Bu birinci Akabe Bey'atina katilan oniki kisiden altisi bir önceki yil
iman eden kimselerdi. Diger altisi ise Muaz b. Hâris, Zekvân b.
Kays, Ubâde b. es-Sâmit, Yezid b. Sa'lebe, Abbâs b. Ubâde
ve Ebu'l-Heysem Mâlik b. Teyyihan idiler. Bazi kaynaklarda bir önceki
yil Resulullah ile tanisan alti kisiden biri olan Câbir b. Abdullah yerine
Uveym b. Saide'nin birinci Akabe Bey'atinda bulundugu ifade edilir.

Medineliler, hacdan geri dönerlerken, yanlarinda, Islâm'i ögretmek
üzere Resulullah tarafindan tayin edilen Mus'ab b. Umeyr'i götürdüler.
Kisa surede Medine-i Münevvere'de Islâmiyet hizla yayildi. Mus'ab b.
Umeyr, Rasûlullah'i Medine'deki her hareketten haberdar ediyordu. Kisa
zamanda Evs ve Hazrec kabilesinin bütün evleri Islâm'in nuruyla
aydinlanmaya basladi. Artik Medine, bir Islâm devletinin dogusuna hazir hâle
gelmisti. Mus'ab b. Umeyr'in gayret ve etkisiyle Yesrib'in ileri gelenlerinden
Sa'd b. Muaz ve Useyd b. Hudayr müslüman oldular. Bu iki büyük
reisin Islâm'a girmesiyle Islâm, Medine'de bir hayli kabul gördü.
Bunun üzerine Medineliler Hz. Peygamberi sehirlerine dâvet etmeye
karar verdiler.

Birinci Akabe Bey'atindan bir yil sonra Medineliler yeniden hac için
Mekke'ye geldiler. Içlerinde ikisi kadin yetmi s bes müslüman
vardi. Allah Resûlünün bu defa onlarla ilgi kurmasi Islâm'in
tebliginden ibaret degildi. Çok önemli kararlar arifesindeydiler.
Bulusma yeri yine Akabe mevkii oldu. Bulusma gizli yapilacak ve hiç
kimseye haber sizdirilmayacakti. Gece yarisina dogru, Medineliler, gayet
tedbirli hareket ederek kararlastirilan yerde toplandilar.

Rasûl-i Ekrem Akabe'ye bu defa amcasi Abbâs ile birlikte geldi.
Abbâs henüz ya müslüman olmamis, yahut müslümanligini
gizliyor, ancak yegenini himaye ediyordu. Böylesi bir toplantida bulunmayi
bir aile borcu kabul etmisti. Toplantida ilk sözü Hz. Abbâs
aldi:

- Ey Hazrecliler, Muhammed (s.a.s.)'in aramizdaki mevkii bildiginiz gibidir.
Biz, onu düsmanlarindan koruduk ve koruyacagiz. Kendisi burada, ailesinin
yaninda, nezdimizde izzet ve ikrâm içindedir. Fakat sizinle bir
andlasma yapmak ve size katilmak istiyor. Ona verdiginiz sözü tutmak,
kendisine muhalefet edenlere karsi gelmek hususunda azminiz kuvvetli ve saglam
ise buna bir diyecek yoktur. Fakat onu ele verecek, yaniniza geldikten sonra
yalniz basina birakacaksaniz, bunu simdiden söyleyiniz ve onu kendi haline
birakiniz.

Medineli Müslümanlarin cevabi söyle oldu:

-Dediklerinizi dinledik. Ey Allah'in resulü, siz söyleyin!
Kendiniz adina, Allah adina istediginiz andi bizden aliniz. Biz haziriz.

Resulullah Hz. Muhammed (s.a.s.) Kur'an-i Kerim'den bazi ayetler okuduktan
sonra söyle buyurdular:

"Kadinlarinizi ve çocuklarinizi nasil koruyorsaniz, beni de öylece
korumak üzere size elimi veriyorum"

Elini ilk uzatan, Berâ b. Ma'rur oldu. O, söyle dedi:

-Bey'at ettik ya Resulullah, seni Hak dinle gönderen Allah'a yemin
ederiz ki kendimizi, çocuk ve hanimlarimizi korudugumuz gibi seni de
koruyacak ve savunacagiz. Biz, zaten harp içinde yogrulmus kimseleriz.
Zirha aliskiniz. Bu, bize atalar mirasidir.

Bera'dan sonra söz alan Ebu'l Heysem de:

- Ya Resulallah, dedi. Bizim yahudilerle bir takim baglantilarimiz vardir.
Bu baglantilari kesecegiz. Biz bunu yaptiktan sonra siz de Allah'in inâyetiyle
muvaffak olunca bizi birakip kendi kavminizin yanina döner misiniz?

Resulullah (s.a.s.) gülümsediler ve dediler ki:

"Kanim sizin kaninizdir. Siz bendensiniz, ben de sizdenim. Kiminle dövüsürseniz"
ben sizin yaninizdayim. Kiminle baris yaparsaniz, ben de onunla baris yaparim. "

Resulullah (s.a.s.)'in bu sözlerini duyan herkes, bey'at etmek üzere
elini uzatiyordu. Bu sirada Abbâs b. Ubâde ortaya atilarak sunu söyledi:

-Hazrecliler! Bu zata niçin bey'at ettiginizi biliyor musunuz? Ona
bey'atla insanlarin kirmizisina ve siyahina, yani Arap ve Arap olmayana karsi
savasa hazir olmayi kabul etmis oluyorsunuz. Bir felâkete ugradiginiz ve
ulularinizin maktul düstügünü gördügünüz
zaman onu yalniz basina birakacaksaniz simdiden birakiniz. Bu, daha dogru olur.
Yoksa dünyada ve ahirette rüsvay olursunuz. Fakat ona verdiginiz sözü
tutacak, malca felâkete ugramayi, büyüklerinizin ölümüyle
karsilasmayi göze alacaksaniz, bunu yapiniz. Çünkü dünya
ve ahiret hayri bundadir.

Hepsi kabul ettiler ve sordular:

- Ey Allah'in Resulü, buna karsilik bize ne va'd ediyorsunuz?

Resulullah:

"Cennet" dedi.

Bey'at kisa zamanda tamamlandi. Hepsi de darlikta ve genislikte her halükarda
itaate, sözün ancak dogrusunu söylemeye ve Allah yolunda hiç
bir kinayicinin kinamasindan korkmamaya söz verdiler.

Bey'attan sonra Resulullah (s.a.s.), Hazrec'den dokuz, Evs'den üç
kisi olmak üzere on iki nakip seçtiler. Es'ad b. Zurâre de
hepsinin basi ve emîri s eçildi. Bunlardan her biri bir kabîlenin
reisi idiler. Bunun anlami, oniki kabilenin Islâmiyeti kabul etmesiydi.

Bey'at gece karanliginda tenhada ve gizlilik içinde yapilmisti. Fakat
bey'atin bitiminde bir çiglik karanligin perdesini yirtti:

- Ey Kureys, Muhammed ile atalarinin dininden çikanlar, sizinle dögüsmek
için andlasma yaptilar!..

Fakat müslümanlarin artik kimseden çekindikleri yoktu. Bu
sesi duyar duymaz Abbas b. Ubâde söyle dedi:

- Ya Resulallah, seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki istersen
sabah olur olmaz kiliçlarimizi kinindan siyirir üzerlerine
saldiririz. Resulullah (s.a.s.) ise söyle buyurdular:

"Hayir... Bize savas izni daha verilmis degildir. Simdilik hepiniz
yerlerinize dönünüz."

Islâm'a teslim olup Resulullah'a tam anlamiyla bey 'at eden bu ilk müslüman
kitle için emre itaat mutlak idi. Akabe'deki bu toplanti dagildi ve
herkes yerine döndü. Sabah olunca Kureysli müsrikler bu bey'attan
haberdar olmuslardi. Müsrikler bu anlasmanin mahiyetini arastirmaga
basladilar. Fakat henüz müslüman olmamis olan Yesribliler'in Hz.
Peygamber ile anlasmalarina bir türlü anlam veremiyorlardi. Mekkeli müsrikler
bu gizli anlasma hakkinda bir bilgi alamadan Yesrib'li müslümanlar
sehri terk etmislerdi .

Islâm Devleti'nin kurulmasinda önemli bir dönüm noktasi
olan ikinci Akabe bey'atina, Resulullah'in savas ve barista korunacagina dair
prensiplerin tesbit edildigi ve kararlarin alindigi bir bey'at olmasindan
dolayi, "Bey'atü'l-Harb" adi verilir. Ikinci Akabe bey'at'inin
gerçekles mesiyle Islâm tarihinde yen i bir dönem basliyor ve
o gün Islâm Devleti'nin temeli atilmis oluyordu.

Kaynak: Islam tarihi

    Forum Saati Salı 19 Haz. 2018, 02:38