WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

***Wep Arısı Arı Bir Sitedir. Wep Arısı Gerçek Düşünçeyi Yansıtan Sitedir***


GARÂNÎK OLAYI

Paylaş
avatar
Beautiful

Mesaj Sayısı : 151
Points : 33368
Reputation : 7
Kayıt tarihi : 07/12/12
Yaş : 38

GARÂNÎK OLAYI

Mesaj tarafından Beautiful Bir C.tesi 01 Haz. 2013, 02:38


GARÂNÎK OLAYI



Hz. Peygamber'in' Mekke döneminde Habesistan'a hicret eden müslümanlarin
Mekke'ye tekrar dönmelerine sebep olarak gösterilen, ama gerçekte
Islâm düsmanlarinin uydurduklari asilsiz bir rivâyet.

Islâm düsmanlarinin sinsi birtakim faaliyetlerle müslümanlarin
akîdelerini bozmak, inançlarini sarsmak, Islâm esaslari üzerinde
birtakim süphe ve tereddütler meydana getirmek niyetiyle uydurduklari
rivâyetlerden birisi olan Garânîk kissasi, Ilk dönem Islâm
alimlerinden birçogunun izledigi "kendilerine ulasan tüm rivâyetleri
tenkid süzgecinden geçirmeksizin oldugu gibi aktarma ve meselenin
tenkidini ilinî yeterlilige sahip okuyucuya birakma metodu sebebiyle,
aslinda uydurma olmasina ragmen bazi Islâm tarihi ve tefsir kaynaklarinda
yeralir. Sözde Garânîk olayi ile ilgili çesitli
kaynaklarin anlatim tarzlari ve yazarlarin yorumlarinda bazi farkliliklar
olmakla birlikte ana hatlariyla,bu uydurma olay söyle olmus: ...Mekke'de müslümanlarin
eziyet ve iskencelere ugradiklari, bu sebeple bir kisim müslümanin
Habesistan'a göç ettigi bir dönemde Hz. Peygamber, Mekke müsrikleri
ile uzlasmanin yollarini ariyor, devamli anlasma çareleri düsünüyormus.
Zihni bu düsünce ile hep mesgul iken bir gün Kâbe yaninda
Necm suresini okuyormus. "Gördünüz mü o Lât ve
Uzza yi ve üçüncü(leri olan) öteki (put) Menât'i?"
seklindeki 19 ve 20. ayetlerini okuduktan hemen sonra Seytan, Hz. Peygamber'e
musallat olmus ve seytanin etkisiyle Hz. Peygamber, farkinda olmaksizin "Bunlar
yüce kugu kuslari (veya turnalar)dir ve sefâatleri umulur" cümlelerini
vahyin devami gibi söyleyip Necm suresini okumaya devam etmis. Surenin
sonuna gelince secde ayeti oldugu için Hz. Peygamber ve orada bulunan müslümanlar
secdeye kapanmislar. Müsrikler de Hz. Peygamber'in okudugu bu cümleler
sebebiyle son derece sevinerek; "Artik Muhammed ilâhlarimizin sefâatini
kabul ettigine göre aramizda önemli bir ayrilik kalmadi" deyip
hepsi secdeye kapanmislar. Son derece yasli bir veya birkaç müsrik,
yere egilip secde etmek zor geldigi için yerden bir avuç toprak
alarak alinlarina degdirmis ve böylece ilâhlarina tâzimde
bulunmuslar. Bu olay dolayisiyla müsrikler kIsa bir süre müslümanlari
kendi hâline birakmislar. Bu haber Habesistan'daki müslümanlara "tüm
Mekkelilerin Islâm'a girdigi" seklinde ulasmis ve Habes muhâcirleri
orayi terkedip Mekke'ye yönelmisler. Ancak bu olayin ardindan Cebrâil
(a.s.) gelerek hatasi dolayisiyla Hz. Peygamber'i ikaz etmis, bu arada nâzil
olan Hacc sûresinin "...Senden önce gönderdigimiz hiçbir
resul ve nebî yoktur ki birseyi arzuladigi zaman seytan onun arzusuna
(vesvese) atmamis olsun. Allah, kendi ayetlerini saglamlastirir...'' meâlindeki
52. ayeti ile önceki cümle neshedIlmis. Hz. Peygamber, olanlardan üzüntü
ve nedâmet içinde, yeni inen ayetleri ilân edince
Mekkelilerin eziyetleri yeniden baslamis..."

Temelde bu anlatim tarzini ve Garânîk olayinin vukû
buldugunu kabullenen bazi yazarlar bu rivâyeti; "Garânîk
sözünün geçtigi cümleyi söyleyen, Hz. Peygamber
degildir; bizzat seytan, sesiyle ortaya atIlmistir", "Bu cümleyi,
Hz. Peygamber Kur'an okurken gürültü yapip, bagirip çagirarak
ona baskin çikma seklinde müsriklerin devamli izledikleri bir
politikanin geregi olarak ve son okunan ayette putlarinin adi zikredilince
onlarin siddetli bir sekilde kötülenmesinden endise ederek kendi akîdelerine
uygun bir sekilde müsriklerden birisi söylemistir. Bu sözün
sâhibi, Hz. Peygamber olmadigi gibi, seytan da degildir, ama seytanlasmis
Insanlardan birisidir", "Bu cümle, müsrikler tarafindan daha
önce bilinen, tavaflari ve yeminleri sirasinda kullanilan bir cümle
idi. Müsrikler "Lat, Uzzâ ve öteki üçüncüleri
Menât; bunlar yüce kugu kuslaridir ve sefâatleri umulur'
derlerdi. Hz. Peygamber'in okudugu Necm suresinin 19 ve 20. ayetlerinde bu
putlarin adi geçince müsriklerden biri önceden kullandiklari bu
yemin cümlesini araya sokusturuvermis, Ilk plânda bunu kimin okudugu
bilinememisti..." gibi çesitli yorumlamalara tabi tutmaktadirlar.

Ancak gerek geçmis dönemlerin, gerekse asrimizin tahkik ehli âlimleri,
bu rivâyeti çesitli yönleriyle inceden inceye tetkik etmisler
ve birçok noktadan tamamen asilsiz, uydurma bir rivayet oldugunu ortaya
koymuslardir. Kur'an-i Kerîm'in, Cenâb-i Hakk'in muhâfaza ve
garantisi altinda oldugu, ayetlerin beserî ve seytanî tasallutlardan
mahfuz bulundugu bilinen bir gerçektir. Bu bakimdan Hz. Peygamber Kur'an
okurken seytanin tasallutuyla Kur'an ayetlerine bir seytan sözünü
karistirmasi ya da seytanin veya bir müsrigin herhangi bir sözünün
geçici bir süre için bile olsa farkedIlmeyip Kur'an'dan
zannedIlmesi, katiyetle ihtimal dahilinde degildir. Ayrica Hz. Peygamber, müslümanlarin
ugradigi eziyet ve iskenceler dolayisiyla ne kadar üzüntülü
ve bu eziyetlerin kaldirIlmasi hususunda ne derece düsünceli olursa
olsun, dilinden, yillar boyu' ugrunda mücâdele verdigi tevhid
akidesine tamamiyle zit böyle bir cümlenin dökülmesi veya
baskasi tarafindan söylenen bir cümleyi farkedip müdâhale
etmemesi sözkonusu otamaz.

Garânîk rivayetini kitabinda Ilk nakleden müellif, h. III.
asir baslarinda 204/819 tarihinde vefat eden Ibnü'l Kelbî'dir. Daha
sonra Vâkidî, Ibn Sa'd, Taberî, Zemahserî gibi bazi
tarihçiler ve müfessirler Ibnü'l-Kelbî'den alarak bazi küçük
degisiklik veya ilâvelerle aktarmislardir. Ibnü'l-Kelbî'nin;
naklettigi rivayetlerde hiçbir hassasiyet göstermeyen ve nakillerine
güvenIlmeyen bir kisi oldugu bilinen bir gerçektir. Üstelik Garânîk
kelimesinin geçtigi cümle, muhtelif kaynaklarda birbirinden çok
farkli sekillerde nakledIlmistir ki bu da rivayetin uydurma olduguna Isaret
etmektedir.

Su halde Garânîk rivayeti, tamamiyla asilsiz olup Islâm'in
daha Ilk asirlarinda Islâm düsmani zindiklar tarafindan uydurulmus, günümüze
gelinceye kadar çesitli asirlarda Islâm'a muhalif belli çevrelerce
bir koz olarak kullanIlmis, günümüzde de Islâm düsmani
garazkâr müstesrikler tarafindan zaman zaman tekrar ortaya atilarak
bu vesile ile Islâm'a karsi saldirilarda bulunulmustur.

Su halde Habesistan'daki müslümanlarin Mekke'ye geri dönmelerinin
sebebi, sözde Garânîk olayi degil; bu yillarda Hz. Hamza ve Hz.
Ömer gibi güçlü ve itibarli sahislarin Islâm'a
girmeleri dolayisiyla Mekke müsriklerinin bir süre çekinerek
eziyet ve iskencelerine ara vermeleri, dolayisiyle Mekke'de geçici bir sükûnet
havasinin olusmasi; Habesistan'da Necâsî Ashame'ye karsi bir
ayaklanmanin basgöstermesi ile karisikliklarin zuhûr etmesidir.

Necm suresinin Kâbe yaninda Hz. Peygamber tarafindan okundugu; surenin
sonunda secde ayeti bulundugu için Hz. Peygamber'in ve orada bulunan
ashabinin secdeye kapandiklari, buna mukâbil müsriklerin de tamamiyla
secde ettiklerine dari Imam el-Buhârî'nin el-Câmi'u's-Sahîh'inde
sahih bir rivâyet vardir (bk. Buhârî, Tefsiru Sûrati
ve'n-Necm 4). Ancak bu rivayette Garânîk meselesiyle ilgili hiçbir
husus yoktur; olmasi da zaten hem nakil yönünden, hem de akil yönünden
mümkün degildir. Islâm düsmanlari adetleri vechile yalan ve
uydurmalarini Iste bu rivayet üzerine bina etmis, asli ve esasi olmayan
Iftiralarla bu sahih rivayeti tamamiyla çarpitmislardir. Hz. Peygamber ve
ashabi, Necm suresinde geçen secde ayeti dolayisiyla secdeye varirken müsrikler
de bu surenin 19 ve 20. ayetlerinde adlan anilarak kötülenen putlari
ve akîdelerine sahip çiktiklarini belirtmek ve putlarini tazim
etmis olmak için putlari adina secde etmis olmalidirlar.

Bibliyografya:


1) Aksekili Ahmed Hamdi, "Hâtemü'l-Enbiyâ Hakkinda En Çirkin
Bir 0snâdin Reddiyesi " Istanbul 1338.

2) Ismail Cerrahoglu, "Garânîk Meselesinin 0stismarcilari"
; A. Ü. 0lahiyat Fakültesi Dergisi, Ankara 1981, sayi XXI V; s. 69-92.

3) Hüseyin Hatemî, Seytan Rivâyetleri, Istanbul 1989.

4) Sabri Hizmetli, "Garânîk Meselesi Üzerine",
Islâmî Arastirmalar Dergisi, Ankara 1989, sayi: 9, s. 40-58.

Ahmet ÖNKAL

    Forum Saati Paz 16 Ara. 2018, 16:03