WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

***Wep Arısı Arı Bir Sitedir. Wep Arısı Gerçek Düşünçeyi Yansıtan Sitedir***


HABESISTAN HICRETI

Paylaş
avatar
Beautiful

Mesaj Sayısı : 151
Points : 33368
Reputation : 7
Kayıt tarihi : 07/12/12
Yaş : 38

HABESISTAN HICRETI

Mesaj tarafından Beautiful Bir C.tesi 01 Haz. 2013, 02:36


HABESISTAN HICRETI




Müslümanlarin Mekke müsriklerinin zulmünden kurtularak
Islâm'in öngördügü biçimde özgürce
yasayabilmek amaciyla Habesistan'a yaptiklari göç. Müslümanlar,
ilki Hz. Muhammed'in peygamberlikle görevlendirilisinin besinci yilinda
(614), ikincisi de altinca yilin (615) baslarinda olmak üzere iki defa
hicret ettiler. Bu hicretler birinci Habesistan hicreti ve ikinci Habesistan
hicreti olarak adlandirilir.

Kur'an'da hicret, cihaddan sonra en önemli eylem olarak
degerlendirilir. Bunun nedeni açiktir. Bir mümin için en önemli
sey imani ve imaninin gereklerini yerine getirerek Allah'in rizasini
kazanmaktir. Gerçek bir mümin kendi ülkesinde, yasadigi çevrede
bu amacina ulasamiyorsa, yurdunun, isinin-gücünün, malinin mülkünün,
akraba ve dostlarinin hiçbir anlam ve önemi kalmaz. Bunlarla imani
arasinda seçim yapmak zorunda kalan insan, imani seçiyorsa, ancak
o zaman gerçek bir mümindir. Bu nedenle Mekke'de, müminler müsriklerin
baski ve iskenceleri yüzünden böyle bir seçim yapma
noktasina dogru gelince, Kur'an onlari, hicretin anlam ve önemini bildiren
ayetlerle muhtemel bir hicrete hazirlamaya basladi. Bu konudaki bir ayette, "De
ki: Ey iman eden kullarim, Rabbinizden korkun. Bu dünya hayatinda güzel
davrananlara güzellik var. Allah'in arzi genistir. Ancak, sabredenlere mükafatlari
hesapsiz ödenecektir" (ez-Zümer, 39/1I) buyrularak bir hicretin
gerekebilecegi ima edilir. "Kendilerine zulmedildikten sonra Allah ugrunda
hicret edenleri dünyada güzelce yerlestirecegiz; ahiret mükafati
ise daha büyüktür" (en-Nahl,16/41), ayeti ise müminleri
hicrete açikça tesvik eder.

Kur'an, bir yandan müminleri hicrete hazirlarken, diger yandan da
hristiyanlik ve Hz. Isa hakkinda gerekli bilgilerle donatiyordu. Habesistan
hicretinin hemen öncesinde gelen Meryem suresi, müminleri bu konuda
yeterince bilgilendirdi. Ayrica, müminlere hristiyanlarla nasil mücadele
etmeleri gerektigi ögretildi: "Içlerinden zulmedenleri hariç,
kitap ehliyle ancak en güzel tarzda mücadele edin ve deyin ki; "Bize
indirilene de, size indirilene de inandik. Ilâhimiz ve ilâhiniz
birdir, biz de O'na teslim olanlariz" (el-Ankebût, 29/46). Bu
hazirlama ve bilgilendirmeden sonra, müminlerin hicreti bilfiil gerçeklestirmeleri
yönünde açik isaretler tasiyan su ayetler geldi: " Ey
inanan kullarim, benim arzim genistir, bana kulluk edin. Her can ölümü
tadacaktir. Sonra bize döndürüleceksiniz. Inanip iyi isler
yapanlari cennette, altlarindan irmaklar akan yüksek odalara yerlestiririz;
orada ebedî olarak kalirlar. Çalisanlarin ücreti ne güzeldir.
Onlar ki sabredenler ve Rabblerine tevekkül ederler. Nice canli var ki
rizkini tasiyamaz; onlari da, sizi de Allah besler. O isitendir, bilendir"
(el-Ankebût, 29/56-6I). Ankebût suresi, çogu müfessire göre
Habesistan hicretinden çok sonra, Medine'ye hicretten hemen önce
inmistir. Ancak merhum Mevdûdî, yaptigi tahkikle surenin Habesistan
hicretinden önce indigi sonucuna varir. Ona göre önceki müfessirleri
surenin hicretle ilgili ayetleri yaniltmis, yanlis degerlendirmelerine neden
olmustur. Daha önce merhum Derveze de ayni sonuca ulasmis olmali ki, Türkçe'ye
"Kur'an'a Göre Hz. Muhammed'in Hayati" adiyla çevrilen
eserinde andigimiz ayetlerin Habesistan hicretinin gerçeklestirilmesine
isaret eden bir anlam tasidiklarini belirtir (II, 233).

Andigimiz son ayetler indigi sirada artik hicret zamani gelmisti. Çünkü
müsriklerin zulümleri, baski ve iskenceleri dayanilmaz bir hadde
ulasmisti. Hz. Peygamber, müminlerin Habesistan'a hicret etmelerini
buyurdu. Rivayetler, hicret yurdu olarak Habesistan'in seçilmesinin
nedenini, Necâsî'nin zulme riza göstermeyen, adil bir insan
olmasina baglar. Buna ilâve olarak siki ticaret iliskileri nedeniyle
taninmasinin, halkinin ilâhî kaynakli bir inanca (Hristiyanlik)
sahip olmasinin ve son olarak Islâm'in orada yayilma imkâninin
bulunmasinin da seçimi etkiledigi söylenebilir.

Hz. Peygamber'in tavsiyesi üzerine bir grup mümin Mekke'den
ayrilarak Habesistan'a göçtü. Nübüvvetin besinci
yilinin (614) Receb ayinda gerçeklesen ilk bu hicrete en çok kabul
gören rivayete göre onbiri erkek, dördü kadin olmak üzere
toplam onbes kisi katildi. Bunlar arasinda Hz. Osman b. Affân, Zübeyr
b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Osman b. Maz'un, Mus'ab b. Umeyr, Ebû
Seleme b. Abdu'l-Esed gibi önde gelen sahabîler de bulunuyordu. Bu
ilk muhâcirler Habesistan'da son derece iyi karsilandilar. Kendi
ifadeleriyle, dinlerini yasama konusunda tam bir özgürlük ve güven
içindeydiler. Allah'a istedikleri gibi ibadet ediyorlar ve kimse
tarafindan rahatsiz edilmiyorlardi. Ne eziyet görüyor, ne de kötü
laflar isitiyorlardi. Fakat iki ay sonra, müsriklerin müslüman
olduklari yolunda yanlis bir haber nedeniyle Habesistan'dan ayrilarak Mekke'ye döndüler.
Mekke yakinlarina gelince gerçegi ögrendilerse de is isten geçmisti.
Çaresiz, herbiri bir kabîle reisinden emân alarak Mekke'ye
girdiler.

Habesistan'dan dönen müminlerin büyük çogunlugu
kendi aileleri tarafindan yeniden baski altina alindi. Müsriklerin zulümleri
de her geçen gün biraz daha siddetlendi. Öte yandan ilk hicret,
Habesistan'in müminler için güvenli bir yer oldugunu göstermisti.
Bu nedenle Hz. Peygamber müminlere ikinci kez hicret izini verdi. Nübüvvetin
altinci yili (615) baslarinda, Ca'fer b. Ebî Tâlib'in önderliginde
gerçeklestirilen bu ikinci hicrete 18 ya da 19'u kadin olmak üzere
toplam 1I1 ya da 1I3 müslüman katildi. Ilk muhâcirlerin hemen tümü,
ikinci hicrette de yeraldi. Ikinci hicret, Mekke'de tam bir matem havasi
estirdi. Çünkü Mekke'de en az bir ferdi hicrete katilmayan aile
yok gibiydi. Bir ailenin oglu gitmisse digerinin damadi; birinin kardesi
gitmisse, digerinin babasi ya da amcasi gitmisti.

Ikinci Habesistan hicreti müsrik liderleri büyük bir telasa düsürdü.
Böylesine büyük bir kitle hâlinde gelen müslümanlar,
son derece müsâit bir ülke olan Habesistan'in Islamlasmasina
neden olabilir, ya da en azindan Hz. Peygamber'e güçlü bir müttefik
kazandirabilirlerdi. Böyle muhtemel bir tehlikenin önüne geçmek
için Kureys'in iki ünlü diplomati Amr b. El-Âs ile
Abdullah b. Ebî Rabîa'yi Habesistan Necâsî'sine elçi
olarak göndermeyi kararlastirdilar. Planlarina göre elçiler önce
Necâsi'nin yakin çevresindekileri hediyeleriyle yanlarina çekecekler,
daha sonra onlarin da yardimlariyla. Necâsî'nin müslümanlari
Mekke'ye iade etmesini saglayacaklardi. Fakat sonuç hiç de
umduklari gibi olmadi. Gerçi elçiler yakin çevresinin
destegini sagladilar ama, gerçekten adil bir insan olan Necâsi'yi bütün
diplomatik oyunlarina ragmen zulümlerine ortak edemediler.

Elçiler Necâsî ile görüserek muhacir müslümanlarin
birtakim beyinsiz gençler olduklarini, kendi dinlerini terkettiklerini
fakat hristiyan da olmayarak yeni bir din icad ettiklerini, onlari gözetmek
amaciyla akrabalarinin iade edilmelerini istediklerini söylediler. Necâsî,
kendileriyle görüsmeden bir karar veremeyecegini belirterek müslümanlari
yanina çagirtti; elçilerin taleplerini aktararak ne diyeceklerini
sordu. Ca'fer b. Ebî Tâlib böyle bir talebe haklari olmadigini
göstermek amaciyla elçilerden; kendilerinin köleleri, borçlulari
ya da kisas etmek istedikleri katiller olup olmadiklarinin sorulmasini istedi.
Amr'in sorulara olumsuz cevap vermesi üzerine, ne hakla iade talebinde
bulunuldugunu ögrenmek istedi. Amr'in daha önceki sözlerini
tekrarlamasi ve Necâsî'nin Islâm hakkinda bilgi istemesi üzerine
Hz. Ca'fer ünlü konusmasini yapti.

Ca'fer b. Ebî Tâlib, Islâm öncesi durumlari ile Hz.
Peygamber ve Islâm hakkinda kisaca bilgi verdigi bu konusmasinda sunlari söyledi:
"Ey Hükümdar, biz, cahil bir kavim idik. Putlara tapardik. Ölü
eti yerdik. Her kötülügü islerdik. Akrabamizla ilgilenmez,
ilgimizi keserdik. Komsularimiza iyi davranmaz, kötülük yapardik.
Içimizden güçlü olanlar zayif olanlari yer, ezerdi. Yüce
Allah bize kendimizden, soyunu sopunu, dogru sözlülügünü,
eminligini, iffet ve nezâhetini bildigimiz bir peygamber gönderinceye
kadar biz hep bu durum ve tutumda idik. O peygamber, bizim ve babalarimizin
Allah'tan baska tapina geldigimiz tastan vesâireden yapilmis putlari
birakarak Allah'in birligine inanmaya ve yalniz O'na ibadet etmeye bizi davet
etti. Dogru söylemeyi, emaneti sahibine vermeyi, akraba ile ilgilenmeyi,
komsularimizla iyi geçinmeyi, haramlardan, kan dökmekten vazgeçmeyi
bize emretti. Bizi her türlü çirkin, yüz kizartici söz
ve islerden, yalan söylemekten, yetim mali yemekten, iffetli kadinlara dil
uzatmak ve iftira etmekten men ve nehyetti. Kendisine hiçbir seyi es,
ortak kosmaksizin yalniz Allah'a ibadet etmemizi bize emretti. Ve yine bize
namazi, zekâti, orucu de emretti. Biz ona inandik ve kendisini tasdik edip
dogruladik. Onun Allah tarafindan getirdiklerine göre kendisine tabi olduk.
Hiçbir seyi es, ortak kosmaksizin yalniz Allah'a ibadet ettik. Onun bize
haram kildigi seyi haram, helâl kildigi seyi helâl bildik. Fakat
kavmimiz üzerimize yürüyüp bizi yüce Allah'a ibadetten
vazgeçirerek putlara taptirmak, dinimizden döndürmek, öteden
beri serbestçe isleyegeldigimiz kötülükleri tekrar
isletmek için türlü iskencelere ugrattilar. Onlar bize galebe çalip
zulüm ve tazyikleri altinda ezmeye basladiklari, dinimizle aramiza
girdikleri zaman, senin ülkene çikmak, siginmak zorunda kaldik. Seni
baskalarina tercih ettik. Senin himayene can attik. Ey Hükümdar, bir,
senin yaninda hiçbir zulme ve haksizliga ugramayacagimizi umuyoruz"
(M. Asim Köksal, Islâm Tarih,i, Mekke Dönemi, IV. 191-192; bk.
Ibn Hisâm, es-Sire, I, 356-362; Taberî Tarih, II, 225).

Konusmayi dikkatle dinleyen Necâsî, yanlarinda Kur'an'dan bir bölüm
bulunup bulunmadigim sordu. Bunun üzerine Ca'fer, hicretlerinden hemen önce
nazil olan Meryem Suresinin ilk otuzbes ayetini okudu. Rivayetlere göre,
ayetleri gözyaslari içinde dinleyen Necâsî, bunlarin Hz.
Musa ve Isa'nin getirdikleriyle ayni kaynaktan geldigini tasdik ederek, elçilere
müminleri teslim etmeyecegini bildirdi. Amr'in, müslümanlarin Hz.
Isa hakkinda çok kötü sözler kullandiklarini söyleyerek
Necâsî'nin kararini degistirme çabasi da Ca'fer'in, "O,
Allah'in kulu, resulu, ruhu ve O'nun, dünyadan ve erden geçerek
Allah'a baglanmis bir bakire olan Meryem'e ilka ettigi kelimesidir"
seklindeki cevabiyla yalnizca Necâsî'nin bu konudaki gerçegi
kavramasina yaradi.

Habesistan muhacirleri uzun yillar hayatlarini burada huzur ve güven içinde
sürdürdüler. Bu süre içinde basta Necâsî
olmak üzere birçok kisinin müslüman olmasina vesile
oldular. Bunlarin bir bölümü, Hz. Peygamber'in Medine'ye
hicretinden önce Mekke'ye geri döndü. Basta Ca'fer b. Ebî Tâlib
olmak üzere büyük bölümü ise Hicret'ten sonra,
Hayber'in fethi (H. 7/628) sirasinda Medine'ye gelerek müslümanlara
katildi.

HABES ÜLKESINE ILK HICRETIN TARIHI VE ORAYA ILK HICRET EDENLER:

Nübüvvet'in besinci yilinda, Receb ayinda

1) Hz. Osman b. Affan, b. Ebil'As, b. Ümeyye

2) Hz. Osman'in zevcesi Hz. Rukayya bint-i Resulüllah

3) Ebu– Huzeyfe b. Utbe, b. Rebia, b. Abd. Sems

4) Ebu– Huzeyfe'nin zevcesi Sehle bint-i Suheyl, b. Amr

5) Zubeyr b. Avvam, b. Huveylid, b. Esed

6) Mus'ab b. Umeyr, b. Hasim, b. Abd. Menaf, b. Abduddar

7) Abdurrahman b. Avf b. Abd. Avf, b. Abd, b. Haris, b. Zühre

Cool Ebu– Seleme b. Abdul'esed, b.. Hilal, b. Abdullah, b. ömer,
b.Mahzum

9) Ebu Seleme'nin zevcesi ümmü Seleme bint-i Ebi Ümeyye, b.
Mugire, b. Abdullah, b. ömer, b. Mahzum

10) Osman b. Mazun, b. Habib, b. Vehb, b. Huzafe, b. Cumah

11)Amir b. Rebia'el'Anzi

12)Amir b. Rebia'nin zevcesi Leyla bint-i Ebi Hasme

13) Eb– Sebre b. Ebu Rühm, b. Abdul'uzza'l'Amiri

14) Ebu Sabre'nin zevcesi: ümmü Külsum bint-i Suheyl b. Amr


I5) Hatip b. Amr, b. Abd sems

16) Süheyl b . Beyza

17) Abdullah b. Mes'ud

Dinlerinden döndürülmekten korkup dini bir vazife olarak ,
Kimi, yalniz basina, kimi, zevcesiyle,birlikte, Habes ülkesine hicret etmek
üzere kimi, binitli, kimisi de, yaya olarak.Mekke'den, gizlice yola çiktilar.
Bu, Islam'da, ilk hicret idi.

GARANIK HADISESl VE IÇ YÜZÜ

Resulullah Aleyhisselam bir gün Mekkede Kabe de Necm suresini okumaga
baslayip surenin ,son ve Secde ayeti olan 62. Ayetini okuduktan sonra, orada
,Secde etmis,orada bulunan yanindaki arkasindaki herkes,Müslümanlar,
Peygamberimize uyarak secde etmis, cemeatten, secde etmeyen kimse kalmamistir.Müsrikler,
putlarinin adini isittikleri için,putlarina, tazim maksadiyla secde
etmislerdi.Bu habesistandaki müslümanlara yanlis aksettirildi. Mekkeli
Müsriklerin Müslüman olduklari zannedilerek bazi müslümanlar
Habesistandan Mekkeye geri Dönmüslerdi.

Kaynak: Islam tarihi

    Forum Saati Paz 16 Ara. 2018, 15:32