WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

***Wep Arısı Arı Bir Sitedir. Wep Arısı Gerçek Düşünçeyi Yansıtan Sitedir***


Kur’an’a Tabî Olmak

Paylaş
avatar
Beautiful

Mesaj Sayısı : 151
Points : 32933
Reputation : 7
Kayıt tarihi : 07/12/12
Yaş : 38

Kur’an’a Tabî Olmak

Mesaj tarafından Beautiful Bir Çarş. 30 Ocak 2013, 03:52

Kur’an’a Tabî Olmak


Bir
kısım insanlar dine inandıkları halde, bazı Kur’an ayetlerini
bilinçsizlik ya da kendi Kur’an dışı mantıkları nedeniyle önemsemezler.
Oysa Kur’an hükümlerini bilerek göz ardı etmek, Allah Katında büyük bir
sorumluluktur. Yüce Allah ayetlerinde, buyruklarından yüz çeviren
kimseleri, sonsuz ahiret yaşamında karşılaşacakları azaba karşı uyarır.

Bu
görüşteki kişiler, Allah'ın Kur’an’la haber verdiği hükümlerde önem ve
öncelik sıralaması yaparlar. Dahası, bazı hükümleri yaşamlarından
çıkarırlar. Yaşanan bu dinin mensupları, kendilerince öncelikli ve
önemli gördükleri buyruklara uymadıklarında, vicdani bir rahatsızlık
duyabilirler. Ancak yine kendilerince önemli görmedikleri hükümleri
yerine getirmediklerinde aynı rahatsızlığı duymazlar. Kuran'daki birçok
hükmü, "yaparsam sevap kazanırım ama yapmazsam da bir şey olmaz"
şeklinde değerlendirir, bir kısmını da, "Allah bağışlayıcıdır, nasılsa
bağışlar" düşüncesiyle rahatlıkla göz ardı eder. Bu sapkın dinî görüş,
atadan/dededen aktarılarak günümüze kadar gelmiştir.

Oysa namaz,
zekat, oruç gibi ibadetler nasıl Allah'ın kesin hükümleri ise, diğer
emir ve yasaklara da aynı ölçüde uyulması gerekir.

Örneğin,
hırsızlık gibi Allah’ın yasakladığı çirkin bir davranıştan kaçındığı
halde kişi, Allah'tan yüz çeviren inkârcılarla dostluk kuruyor ya da
müminlere iftira atıyorsa mümin karakterini tam olarak yaşamıyordur.
Kazancından infak etmiyor, Allah'a şükretmiyor, hamd etmiyor, öfkesini
yenmiyor ya da Kur’an ahlâkını yaşamayı kendince önemsiz görüyorsa, bu
kimsenin yaşadığı din de, tam olarak Allah’ın seçip beğendiği İslam dini
değildir.

Bu kişiler aslında, toplumdaki örf, adet ve
geleneklerden oluşmuş, çok az İslami motifler de içeren bir ‘gelenek
dini’ yaşarlar. En önemli hataları da, Yüce Allah’ın buyruklarından bir
kısmına uyuyor olmalarından dolayı kendilerini yeterli görmeleridir.
İbadetlerini Rabb’inin hoşnutluğunu gözeterek yapan bir insan, gönülden
yaptığı tüm ibadetlerin karşılığını Allah'ın dilemesiyle ahirette
görecektir. Ancak diğer Kur’an hükümlerini bilerek önemsemiyor ve
uygulamıyorsa, bu durumda yaptığı ibadetler de boşa gidebilir. Yüce
Allah insanları Kur’an’da uyarır ve bu sapkın görüşü terk etmeye çağrıda
bulunur.

"Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun"
denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye
(geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve
doğru yolu da bulamamış idiyseler?" (Bakara Suresi, 170)


Allah’ın
beğendiği gerçek Kur’an ahlâkı, ancak Kur’an’a tam olarak uyulduğunda
yaşanabilir. Allah'ın indirdiği dışında açıklamalar getirmeye çalışmak,
yorumlarda bulunmak insana her zaman kayıp getirir. Yüce Allah, "...
Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp
onların heva (istek ve tutku)larına uyma..." (Maide Suresi, 48) ayetiyle
müminlerin ölçüsünün ve yol göstericisinin, indirdiği hükümler olduğunu
haber verir. Bundan başka yollar, insanı aydınlığa değil, karanlıklara
çıkaracaktır.

Resulullah (sav) da yalnızca Allah'tan yardım
isteyen ve O'nun emirlerini yerine getiren kutlu peygamberdir. Onun, bu
gerçeği tebliğlerinde açıkça dile getirdiği Kur’an’da bize haber
verilir.

Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda,
Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: "Bundan başka bir Kur'an
getir veya onu değiştir." De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi
olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana
vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük
günün azabından korkarım." (Yunus Suresi, 15)

Allah'ın hak dinini
terk ederek büyük bir bozulmaya uğrayan kavminden Peygamberimiz’in de
şikayetçi olacağı, "…Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kuran'ı terk
edilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar." (Furkan Suresi, 30) ifadesiyle
Kur’an’da bildirilir.

Allah'ın bildirdiği gibi yaşayanlarla, yüz
çevirerek yaşayanlar arasında hayatlarının her anında önemli
aykırılıklar vardır. Kur’an, nefsinin bencilce tutkularına uyanlarla,
Allah'ın sınırları içerisinde yaşayanlar arasındaki bu büyük farklılığı
şöyle bildirir:


Şimdi Rabbinden apaçık bir belge üzerinde
bulunan kimse, kötü ameli kendisine 'süslü ve çekici gösterilmiş' ve
kendi heva (istek ve tutku)larına uyan kimseler gibi midir? (Muhammed
Suresi, 14)

Nefsinin heveslerine uyan kişi, nefsi adına sınır
tanımaksızın her türlü kötü ve ahlak dışı davranışı meşru görebilir.
Dünyevi çıkarları için her türlü utanmazlığı yapabilir, yalan
söyleyebilir, çalabilir, sözünde durmayabilir, diğer insanları ezebilir.
Sonuç olarak adaletsizlik, eşitsizlik, ahlaksızlık, kavga, isyan ve
zulüm gibi olumsuz özelliklerin yaşandığı bir toplum modeli oluşur.
Kur’an ahlâkı tam anlamıyla yaşanmadığı için en yakın insanlar bile
birbirine düşman olur. İnsanlar üzüntü, güvensizlik, huzursuzluk,
düşmanlık gibi zorluklarla iç içe yaşarlar; toplum ciddi bir
dejenerasyona sürüklenir.

Yüce Allah, "... (Güzel) Sonuç takva
sahiplerinindir." (Kasas Suresi, 83) ayetiyle Kendisi'nin sevdiği ahlâkı
yaşayanları en güzel sonuçla müjdeler. Gerçek din, Kur’an’ın bildirdiği
dindir ve doğru yol da Kur’an’a tabi olanları kurtuluşa ulaştıracak
olan yoldur.


Gerçek (hak) Rabbinden (gelen)dir. Şu halde sakın kuşkuya kapılanlardan olma. (Bakara Suresi, 147)

Fuat Türker
ftturker@hotmail.com

    Forum Saati C.tesi 17 Kas. 2018, 05:21