WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

WEP ARISI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ

***Wep Arısı Arı Bir Sitedir. Wep Arısı Gerçek Düşünçeyi Yansıtan Sitedir***


Kur'an Ahlakının Öngördüğü Gerçek Adalet

Paylaş
avatar
Beautiful

Mesaj Sayısı : 151
Points : 32933
Reputation : 7
Kayıt tarihi : 07/12/12
Yaş : 38

Kur'an Ahlakının Öngördüğü Gerçek Adalet

Mesaj tarafından Beautiful Bir Çarş. 30 Ocak 2013, 03:34

Kur'an Ahlakının Öngördüğü Gerçek Adalet

Dr. Hüseyin Emin Sert

Adalet,
toplumsal düzeni sağlayan en önemli değerlerden biridir. Her ülkenin
kendine özgü bir adalet sistemi vardır. Ancak dünya geneline
baktığımızda, adaletin uygulanmasında karşılaşılan zorluklar nedeniyle,
sürekli ideal model arayışının devam ettiğini görürüz. Ancak adaletin
gerçekleşmesi için adil insanların yetişmesi gerekir.

Tüm
dünyada ulaşılmaya çalışılan ideal adalet hedefi, insanlar arasında
ayrım yapılmadan, herkesin yaptığının karşılığını tam olarak aldığı bir
mekanizmasının oluşturulmasıdır. Ancak bu hedefe ulaşmak için ortaya
konan çabalar insan elinden çıktığından teori ve pratikte birçok
problemle iç içedir. Bu yüzden üretilen projelere ve çözümlere rağmen,
adaletin tam olarak sağlanmasında çeşitli güçlüklerle
karşılaşılmaktadır. Bu gibi olumsuzlukların temel nedeni ise toplumun
inanç ve temel ahlak yapısında oluşan bozulmalar ve çöküntülerdir.
Allah'ın insanlar için öngördüğü güzel ahlaktan uzaklaşılmasından
kaynaklanan bu çöküntü, toplumları her alanda olumsuz yönde
etkilemektedir.

Dolandırıcılık, rüşvet, yolsuzluk, adaletsizlik
ve bunların benzeri daha pek çok olayın nedeni işte bu manevi
çöküntüdür. Günlük hayatın her alanında bunun örneklerine rastlamak
mümkündür. Çünkü kapkaç ve dolandırıcılık yapan kişi için; dostluk, aile
bağları, toplumsal kurallar, güzel ahlak, dini ve manevi değerler gibi
ölçüler geçerli değildir. Bu kişinin ölçüsü, kendisine dahi huzur
vermeyecek olan maddi menfaat ve çıkarlardır. Her hareketinin bir gün
hesabını vereceğini düşünmeyen, sahteliklerin haksız bir kazanç olduğunu
aklına getirmeyen bu kişinin çevresindeki diğer kişilerle olan
ilişkileri de menfaat ekseninde, manevi değerlerden uzak şekilde
olacaktır.

Burada ortaya konmaya çalışılan tablo maalesef yabancı
olmadığınız sıradanlaşan hayatımızdan kesitlerdir. Bu durum genellikle
kişinin kendi menfaatlerinin zarar göreceğini düşündüğü anlarda ortaya
çıkmaktadır. Hırsızlık yapan da, zulüm yapan da, dolandırıcılık yapan da
hep bu mantıkla hareket etmektedir. Herkesin çıkarını gözettiği böyle
bir toplumda haliyle adaletsizlik, çıkar kavgaları ve kargaşa hüküm
sürecektir.

Oysa Kuran ahlakını yaşayan bir kişi hangi şartlar
altında, ne gibi bir zorlama ile karşı karşıya olursa olsun haksızlığa
tenezzül etmeyecek ve Allah�ın emrini gözetmekten vazgeçmeyecektir.

Güçlü
Allah inancı olan kişi, her yaptığının, söylediği her sözün bir gün
hesabını vereceğini asla unutmaz. Yalnızca kendi çıkarlarını düşünme,
servet yığıp-biriktirme, sıkıntı ve ihtiyaç içinde olanları görmezlikten
gelme gibi ahlaki bozuklukların sonucu ortaya çıkacak adaletsizliğin
elbette çözümü vardır. Her olayda olduğu gibi bu konuda da çözüm,
önderliğini Hz. Muhammed (s.a.v.)�in yaptığı Kuran ahlakının inananlar
arasında yaygınlaştırılmasıdır. Çünkü Allah iman eden ve bu üstün ahlakı
yaşayacak kullarına kesin adaleti emretmiştir: �Ey iman edenler,
kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için,
şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister
fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır (Nisa Suresi, 135).

Her
Cuma hutbede dinlenilen şu ayet hayatımıza yansımalıdır. �Şüphesiz
Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin
utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır.
Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz (Nahl Suresi,
90). Bu hükmü defalarca dinlediği halde öğüt almayanların namazı da
tartışmalı hale gelebilir.

Ayetlerde belirtilen bu adalet
anlayışına sahip insanların yaşadığı bir toplum, adaletsizliğin asla
barınamayacağı bir ortam olacaktır. Çünkü Kuran ahlakının yaşandığı bir
ortamda, en yakın akrabalar da dahil olmak üzere kişinin yakınlık
derecesi, maddi durumu ya da mevkisi gibi şartların hiçbir önemi olmadan
mutlak adalet uygulanacaktır. Aslolan adalet, ehliyet ve liyakate
riayettir. Bunlara değer vermeyen toplumlar kalkınamazlar da.

Ancak
günümüzdeki uygulama maalesef bu değerleri göz ardı etmektedir. Kimi
zaman bir insanın maddi gücü, mevkisi, çevresi göz önünde bulundurularak
işlediği bir suç cezasız kalmaktadır. Oysa gerçek adaletin yaşandığı
toplumlarda o anki durum ve şartlar gözetilerek, kişinin ayrıcalık
sayılabilecek (akrabalık, mal-mülk, itibar gibi) özellikleri dikkate
alınmadan adil bir tutum sergilenir. Adalete güvenin kalmadığı
toplumlarda yaşamak eziyete dönüşür.

******

Kınama: Bir
zamanlar Allah kavramı yerine ikame edilmeye çalışılan �tanrı� kavramı,
sözüm ona gazetelerin birinde �Babıâli tanrıları� ismiyle yayınlanan
münasebetsiz bir kitap sebebiyle manşete taşınmış. Dini değer ve
kavramlarla oynamaya çalışanları kınıyoruz.

******

Sağlam değerlere bağlı olarak, adaletli ve huzurlu bir toplum oluşturma temennisiyle�

Elâzığ - 24.07.2007
eminsert@hotmail.com
0535 593 79 05 (Kamucell)
0 424 237 00 00 / 51 12

    Forum Saati C.tesi 17 Kas. 2018, 04:39